23
Bütün 23 yaşımı gözümün önünden geçiriyorum. Aslında hayatım için dönüm noktaları olan bir yaştı. Büyümek beni her zaman korkutur. Ama herkes büyümeye mecbur. Ve bu yaş büyümeye daha da mecbur olduğumu hissettiğim bir yaştı.
Beni en çok değiştiren şey sevdiğim insanları kaybetmekti. Küçükken ya bir gün yanımda olmazlarsa nasıl yaşarım dediğim insanlar artık yok. Ve evet hala yaşıyorum. Önce babannemi, sonra teyzemi kaybettim. İnsan kendini nasıl teselli eder bilmiyorum. Bazen eğlendiğim ya da iyi hissettiğim zamanlardan bile rahatsız oluyorum.
Yaşadığım kayıplar beni çok değiştirdi. Çünkü artık ölümün varlığının daha fazla farkındayım. Ölümün farkına vardığınızda rutin olarak yaptığınız her şeyin ne kadar değerli olduğunu anlıyorsunuz.
Dışarda öyle gözükmesemde ben her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen başkalarının hislerini dahi kendim hissediyormuşum gibi kafama takan biriyim. Bu da doğal olarak beni depresif ve mutsuz biri yaptı hep. Artık kendimi kötü hissettiğimde aklımdan şu geçiyor: Belki de yarın öleceğim bu gerçekten şuanımı mahvetmeye değer mi? Ve çoğu zaman cevap değmez oluyor. Bu süreçte sevdiklerime daha fazla değer vermeye çalıştım. Her huzurlu anımın kıymetini bilmeye ve insanları üzmemeye çalıştım.
İstediğiniz üniversiteyi kazanamadınız mı, çocuğunuz istediğiniz kadar başarılı değil mi, iş bulamıyor musunuz, ev ya da arabanız mı yok, istediğiniz statüye sahip mi değilsiniz? Size iyi bir haber veriyim. Bunların hiçbirinin bir önemi yok. Şuan önemli sandığınız, belki de çıkmaza girdiğinizi hissettiğiniz hiçbir şeyin önemi yok. Eğer sevdiklerinizle geçirdiğiniz zamanın kıymetini bilmiyor, onları kırıyor ve onlara olan sevginizi, sizin için değerli olduklarını hissettirmiyorsanız hayatta yaptığınız her şeyi sıfırla çarpın.
Aslında güven problemleri sebebi ile olsa gerek: Biri için bir iyilik yaparken hep çok düşünmeye başlamıştım. Kafamda acaba bunu yaparsam iyi niyetimi suistimal eder mi? Değerini bilir mi? Yoksa beni kullanmaya mı çalışır? gibi bir sürü soru dönüyordu. İçimden gelerek yapmak istediğim şeyleri güven problemlerim sebebiyle durdurmaya çalıştığımı farkettim. Bu da bana sanki olmadığım biri gibi davranıyormuşum gibi hissettiriyordu. Ki sanırım şunun önemini unutmuştum: Gönül ferahlığı. Herkese elinden geldiğince yardım etmenin. İnsanları gerçekten mutlu etmenin ve onları kırmamanın gönül rahatlığı. Dürüst ve güvenilir bir insan olmanın, geride pişmanlık bırakmamanın rahatlığı. Kendinden emin olmanın rahtalığı. Çünkü insanların sizi gördüğü değil sizin nasıl hissettiğinizin önemini biliyorum. Ben iyi biri olmak istiyorum. Tüm insanlar istedikleri gibi görebilirler.
Bazen gerçekten gönülden destek olduğunuz, her zaman yanında olduğunuz insanların bunun kıymetini bilmemesi çok kalp kırıcı bir şey. İtiraf ediyim bunu ilk hissettiğimde canım çok yanmıştı. Ama bilmeliyiz ki herkes her şeyi bizim gibi göremiyor maalesef. Sevgi nedir bilmeyen insanlar sizin sevgiye dair emeklerinizi nasıl anlayabilir ki. Göremeyen birine istediğiniz kadar fedakarlık yapın bir anlamı yok. Ancak hayatı bizim gibi göremediği için üzülebiliriz. Umarım hayatımız boyunca gören insanlarla bir arada oluruz.
23. yaşımın bir diğer teması da kararsızlığım üzerine kuruluydu. Ben çok kararsız bir insanımdır. Sadece çok önemli konularda sanmayın, marketten hangi çikolatayı alacağıma bile zor karar veririm. Önemli kararlar almam gerektiğinde ise bu benim için çok daha zor hale geliyor.
Her zaman en mantıklı kararları bulmaya çalıştım. Ve bir çıkmaza girdim. Gerçekten en mantıklı karar diye bir şey var mıydı ki? En doğru şeyi seçeyim derken kendimi hiçbir karar alamazken buldum. Şuana kadar aldığım çoğu karar muhtemelen saçmaydı ama bunun sandığım kadar önemi yoktu. Artık en doğru karar diye bir şey olmadığını sonunda anladım. Hayatımla ilgili benim için iyi olacağını düşündüğüm kararlar aldım ve çok geçmeden uygulamaya geçtim. Kendine bu konuda hep taşıyamayacağım yükler bindirdim. Sanki verdiğimiz kararların hiçbir geri dönüşü hiçbir çıkmazı yokmuş gibi. Şimdi ise ölümden başka birçok şeyin bir sürü yolu olduğunu görüyorum. Zaten 23 yaşında aldığım bir karar en fazla ne kadar iyi olabilir ki. Muhtemelen ileriki halimin saçma bulucağı bir karardır ama önemli değil çünkü ilerideki halim bunu her zamanki gibi halledebilir.
Aslında bu yazıyı ertelememin sebeplerşnden biri de: sanki her sene aynı şeyleri yaşıyormuşum gibi hissetmemdi. Olaylar değişse de çıkarımlar aynıydı. Ben de önceki farkındalıklarımı yeniden yazmak yerine kendimle ilgili farkındalığımı arttırarak kendimle ilgili yeni şeyler keşfetmek istedim. Ve yakın zamanda daha önce kendimde farketmediğim yeni bir şeyi farkettim. Bu da aslında içten içe önem verdiğim şeyleri sanki önemsemiyormuşum gibi davranmamdı.
Sanırım bir şeyleri diğer insanlar kadar önemsemiyormuş gibi gözükmek ya da kendimi buna inandırmak beni daha güçlü biri yapacakmış gibi hissediyordum. Söylemeye gerek yok. Yapmaya gerek yok. Kutlamaya gerek yok. Stres olmaya ya da üzülmeye gerek yok. “Önemli değil” benim klasik cümlemdir bu. Aslında önemliydi. Mesajımı görüp saatler sonra yazman önemliydi. Yardımına ihtiyacım olduğunda yanımda olmaman önemliydi. Kalbimi kırman, başkalarına verdiğin değerin birazını bile bana vermemen önemliydi. Herkesin nasıl hissedeceğini düşünürken benim ne düşündüğümü umursamaman önemliydi. Doğum günümü unutman ve hiçbir başarımı takdir etmemen… Hepsi benim için önemliydi. Ve bunların benim için önemli olduğunu kabul etmek beni sadece normal bir insan yapıyordu. Sanırım bazı insanlar önemli değil demenin ya da önemli değilmiş gibi davranmanın yaptıkları bütün saygısızlıkları örtebileceğini sanıyorlar.
Sanırım 23 yaşımın bana öğrettiği en önemli şeylerden biri de buydu: Her şeyi bu kadar önemsememek değil, neyi gerçekten önemsediğimi kabul etmek.
Yazımı bitirmeden önce son bir kez önceki yaşımdan bu yana galerimi dolaştım. Genel anlamda gezdiğim, gördüğüm, yeni pek çok hobi edindiğim ve yeni adımlar attığım bir yaş olmuş. Türkiye’nin tüm şehirlerini gezme hayalimden 8–9 şehir, yapmak istediğim tüm hobilerden 5–6 hobi elemişiz. Gayet güzel bir sayı. Her ne kadar her zaman bunların farkında olamasam da şuan hayallerim için küçükte olsa adımlar atabildiğim için şükrediyorum.
- Okuduğunuz için teşekkürler.
23 was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






