Genetik miras üzerinden Aryan bir ırk mı kuruluyor?
Dünyanın yaklaşık 4.5 milyar yıldır var olduğunu düşünüyoruz. İnsanlığın tarihi bu süreç içinde yaklaşık 3.5 milyon yıl. Bu sürecin çok büyük bir kısmında da Homo sapiens yer almıyor. Homo grubunun diğer insanları; Homo erectus, Neandertal gibi birçok insan ırkı vardı. Bizim türümüz yani Homo sapiens Afrika’dan dünyaya çıkmaya başladı da Avrupa Neandertaller, Urallar ve Asya Homo erectus, Okyanusya ise başka insan ırkları tarafından yurt edilmişti.
Bizi onlardan ayıran şey neydi?
Cevap basitti aslında: Beyin ve enerji.
Genelde daha büyük bir beyne sahip olmanın her zaman biyolojik bir avantaj olduğu sanılır. Bu, tamamen modern dünyanın zihnimize koyduğu bir yanılsamadır. Büyük bir beyin; devasa bir enerji kaynağının oraya aktarılmasını gerektirir. Öyle ki bir insanın günlük enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde yirmisini tek başına beyin tüketir. Kıtlığın hüküm sürdüğü antik çağlarda bu durum büyük bir külfetti. Dahası, beyninin fonksiyonları sizden farklı gelişmiş ama fiziksel olarak sizden katbekat güçlü bir canlıyla felsefe konuşmayacaksanız, büyük bir beyin tek başına avantaj sayılmazdı.
Beyin pahalı bir dokuydu. Bu dokuyu beslemek; kasların yanı sıra sindirim sisteminden enerji çalmak demekti. Bu da daha az enerji üreteceğimiz anlamına geliyordu. Bu kısır döngüyü kıran mucizevi olay bize cennetin kapısını açmıştı.
Ateş insan tarafından biliniyordu ancak tekelinde değildi. Ateş yakmayı keşfeden Homo grupları ormanları yakıyor, birçok hayvanı aynı anda yemek hâline getiriyordu. Çiğ etin maliyeti olan hastalıktan koruyordu. Vahşi hayvanlardan kendisini koruyabiliyor ve en önemlisi sindirim sistemine pişmiş et sokarak daha az enerji ile sindirimi gerçekleştiriyordu. Homo cinsi içinde bizi öne çıkaran özellik tam olarak buydu.
En büyük beyinli insan türü biz değildik; Neandertaller bizden daha büyük bir beyin hacmine sahipti. Ancak bizim beynimiz, hacminden ziyade nöral organizasyonu sayesinde yüksek bir adaptasyon kabiliyetine ve esnekliğe sahipti. Bu yatırımın feda ettirdikleri büyük şeylerdi. Kârlılığı da bir o kadar büyük oldu.
Beynimizin yüksek adaptasyon yeteneği bize konuşmayı ve diller kurma pratiği kazandırdı. Bu pratiği benimseyen bireyler birlikte yaşamaya ve organize olmaya başladı. Bu kabiliyet bizi doğadaki en büyük avcı hâline getirdi. Hem diğer hayvan türleri hem de insan türleri için Homo sapiens yıkım demekti.
Bu süreçte diğer insan türleri birdenbire ortadan kaybolmadı elbette. Bu konuyu açıklayan birkaç teorimiz var.
Yerini Alma Teorisi:
Bir teoriye göre yok oldular; iklim koşulları, rekabet, besine ulaşamama ve Homo sapiens’lerin bu türün bireylerini yok etmesi gibi pek çok sebepten dolayı yaşamlarını idame ettiremediler. Şimdiye kadarki yerleşmiş ve kabul görmüş argüman olarak yer buldu.
Gen Aktarımı Teorisi:
Zaten ipler burada kopuyor.
Bizler birbirine yakın türlerin mensuplarıydık. Bu yerel insan türleri doğal sebeplerden ve bizim sahip olduğumuz avantajlara sahip olmadıkları için yok oldular. Bizim konuşuyor olmamız bizi daha organize ve iyi avcılar yaptı. Onlar daha az kaynak bulabildi.
Bu sürede bizim ırkımız o ırklarla üredi. Bu fikre göre Avrupa halkı DNA’sında yüzde 3–4 arası Neandertal DNA’sı taşıyor. Doğu ve Pasifik halkları belli bir civarda Denisovalı ve Homo erectus DNA’sı taşıyor. Bu argüman bilinmese bile şimdiye kadar çok kullanılmadı çünkü siyasetin ihtiyacı yoktu.
Siyaset tek başına meşru zeminler kuramaz. Meşru zeminler üzerinden kendine bir argüman üretmek zorundadır. Örnek vermek gerekirse İspanya ve Portekiz’in Coğrafi Keşifler zamanında dünyayı iki parçaya ayırıp hak iddia etmesi Papa sayesinde meşru olmuştu. Yunan mitlerinde geçen Truva hâlâ Doğu ve Batı’nın sembollerinden birisi olarak siyasi argüman olarak kullanılır. Milyonlarca insanı bir metre genişliğindeki siperlere sokmak için siyasi argümanlardan ziyade ideolojilerle desteklenmiş argümanlar gerekir. Siyaset ise bugün en geçer akçe olan bilimin argümanlarını çıkarları için kullanmaktadır. Nietzsche’nin fikirlerini bilinçli bir saptırmayla kullanmış, daha sonra ise doğal seçilim ve Sosyal Darwinizm gibi biyolojik konuları birleştiren Adolf için öjenik ve Aryan ırk fikirleri bilim ve mantık zemininden güç alıyordu. Bugün ise Yerini Alma Teorisi yerine Gen Aktarımı Teorisi geçerli argüman olmaya başladı. Geçmişte biyoloji ile kurulan Aryan ırk kavramı günümüzde genetik ile tekrar sahneye çıkar mı?
Genetik miras üzerinden Aryan bir ırk mı kuruluyor? was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






