Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

ABD’nin İran’a açtığı savaşta yeni eşik: Körfez’in su altyapısı da tehlike altında

ABD’nin İran’a açtığı savaşta yeni eşik: Körfez’in su altyapısı da tehlike altında

Dış Haberler

ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaş, enerji tesislerinin ardından bölgenin içme suyu altyapısını da tehlikeye soktu. İran’ın, topraklarını ve askeri üslerini ABD’nin saldırılarına açan Kuveyt’te düzenlediği misillemede bir deniz suyu arıtma tesisinin zarar görmesi, Körfez monarşilerinin en büyük kırılganlıklarından birini ortaya çıkardı. Bölge ülkelerinde tek bir tesisin devre dışı kalması bile milyonlarca insanın yaşamını etkileyebilir.

ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, petrol tesisleri, enerji nakil hatları ve askeri üslerin ötesine geçerek bölgenin içme suyu altyapısını da tehlike altına alan bir aşamaya ulaştı.

Washington’ın İran topraklarını bombalamak için bölgedeki üslerini ve müttefik ülkelerin hava sahalarını kullanması, ABD askerlerine ve askeri altyapısına ev sahipliği yapan Körfez monarşilerini İran’ın misilleme hedefleri arasına soktu.

İran’ın Kuveyt’e düzenlediği misilleme saldırılarından birinde, elektrik üretimiyle deniz suyunun arıtılmasını aynı kompleks içinde gerçekleştiren bir tesis zarar gördü. Kuveyt Elektrik, Su ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı, saldırının tesiste yangına ve bazı elektrik üretim ünitelerinde hasara yol açtığını açıkladı.

İran, saldırının Kuveyt halkını ya da ülkenin sivil altyapısını değil, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını hedef aldığını bildirdi. Ancak ABD üsleriyle sivil altyapının iç içe geçtiği Körfez ülkelerinde askeri hedeflere yönelik saldırılar, elektrik ve su sistemleri üzerinde doğrudan sonuçlar yaratıyor.

Kuveyt yönetiminin ülke topraklarını ABD askerlerine ve İran’a karşı yürütülen operasyonlara açması, savaşı kendi sınırlarının içine taşımış durumda. Vurulan tesiste geniş çaplı bir su kesintisi yaşanmamasıysa Körfez’in temel kırılganlığını ortadan kaldırmıyor.

İran’ı kuşatan ABD üsleri Körfez’i savaş alanına çevirdi

ABD, İran’a karşı yürüttüğü savaşta bölgedeki geniş askeri üs ağından yararlanıyor. Kuveyt, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, uzun yıllardır ABD askerlerine, savaş uçaklarına, hava savunma sistemlerine ve lojistik merkezlerine ev sahipliği yapıyor.

Bu ülkelerin yönetimleri bir yandan ABD’yle askeri işbirliğini sürdürürken diğer yandan İran’ın kendilerini hedef almamasını bekliyor. Ancak Tahran, İran’a yönelik saldırılarda kullanılan üsleri ve bu üslere ev sahipliği yapan ülkeleri savaşın dışında kabul etmeyeceğini defalarca ilan etti.

Dolayısıyla Körfez’deki son saldırılar, birbirinden bağımsız ve nedensiz bir “şiddet döngüsünün” sonucu değil. İran’ın eylemleri, ABD’nin başlattığı saldırılara ve bölgedeki askeri yığınağına karşı gerçekleştirilen misillemelerin parçası.

Bununla birlikte ABD’nin İran’ı kuşatmak için Körfez ülkelerine yerleştirdiği askeri altyapı, bu ülkelerde yaşayan milyonlarca insanı savaşın sonuçlarıyla karşı karşıya bırakıyor. Askeri üslerin enerji santrallerine, limanlara, havaalanlarına ve su tesislerine yakınlığı, saldırıların sivil yaşama sıçrama ihtimalini artırıyor.

Kuveyt’in içme suyunun yaklaşık yüzde 90’ı denizden

Körfez monarşilerinin İran’a karşı ABD’nin yanında konumlanırken göze aldığı risk yalnızca petrol tesisleriyle sınırlı değil.

Kuveyt’in içme suyunun yaklaşık yüzde 90’ı deniz suyunun arıtılmasıyla elde ediliyor. Bu oran Katar’da yüzde 99’a, Bahreyn’de yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de büyük kentlerin su ihtiyacının önemli bölümü arıtma tesislerinden karşılanıyor.

Bölgedeki doğal tatlı su kaynakları son derece sınırlı. Kuveyt, Katar, Bahreyn ve BAE gibi ülkelerde milyonlarca insanın yaşadığı kentlerin kurulabilmesi, büyük ölçüde petrol gelirleriyle finanse edilen enerji yoğun deniz suyu arıtma sistemleri sayesinde mümkün oldu.

Körfez ülkelerindeki arıtma tesisleri bugün dünya deniz suyu arıtma kapasitesinin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Bu tesisler yalnızca teknik altyapı değil, çöl ikliminde kurulan büyük kentlerin başlıca yaşam hatları olarak işlev görüyor.

Elektrik kesildiğinde su üretimi de duruyor

Körfez’de kullanılan arıtma sistemlerinin önemli bir bölümü elektrik üretimiyle birlikte çalışıyor. Elektrik santralleri ile su arıtma üniteleri çoğu zaman aynı kompleks içinde yer alıyor.

Bu nedenle bir elektrik santralinin, enerji şebekesinin ya da yakıt hattının vurulması, su üretimini de doğrudan etkileyebiliyor. Arıtma tesisi doğrudan hedef alınmasa bile elektrik bağlantısının kesilmesi pompaları, filtreleri ve dağıtım sistemini durdurabiliyor.

Denizden su alan giriş noktaları, yüksek basınç pompaları, membran sistemleri, boru hatları ve kentlere su taşıyan istasyonlar uzun ve merkezi bir altyapı zinciri oluşturuyor. Bu zincirin tek bir noktasında oluşacak ağır hasar, tesisin haftalarca üretim yapamamasına yol açabilir.

Büyük tesislerin kıyı şeridinde, açık alanlarda ve İran’ın füze menzili içinde bulunması da kırılganlığı artırıyor. ABD’nin İran’a karşı saldırılarında bölgedeki üsleri kullanması, bu altyapıyı fiilen savaş sahasının bir parçası haline getiriyor.

ABD saldırıları İran’da su kesintilerine yol açtı

Suya erişimin savaş nedeniyle tehlikeye girmesi yalnızca Kuveyt’le sınırlı değil.

ABD’nin İran’ın güneyindeki hedeflere düzenlediği saldırılar bazı yerleşimlerde elektrik ve su kesintilerine neden oldu. İran, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası’nda bulunan bir arıtma tesisini vurması sonucu onlarca köyün susuz kaldığını bildirdi.

Washington’ın “askeri hedef” gerekçesiyle yürüttüğü bombardımanların enerji, ulaşım ve su altyapısına verdiği zarar, savaşın bedelinin doğrudan İran halkına ödetildiğini gösteriyor.

İran yönetimi de kendi su tesislerinin hedef alınmasının ardından, ABD askerlerine ev sahipliği yapan ülkelerdeki stratejik altyapının savaşın dışında tutulamayacağını vurguluyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, Keşm Adası’ndaki saldırının ardından su altyapısının hedef alınmasına ilişkin emsali İran’ın değil ABD’nin yarattığını söyledi.

Bu durum, ABD’nin başlattığı savaşın giderek sivil yaşamın temel koşullarını tahrip eden bir boyuta taşındığını ortaya koyuyor.

ABD’yle askeri ortaklığın bedelini halklar ödüyor

Körfez yönetimleri uzun yıllardır ABD’nin bölgedeki askeri varlığını kendi iktidarlarının güvencesi olarak görüyor. ABD üsleri bu ülkelerin yönetimlerine dış destek sağlarken İran’ın kuşatılmasında da merkezi bir rol oynuyor.

Ancak savaş başladığında bu üslerin varlığının bedelini yönetici ailelerden önce bölgede yaşayan halklar ödüyor.

İran’ın misillemeleri ABD askeri üslerini hedef alsa da üslerin limanlara, enerji tesislerine, havaalanlarına ve su altyapısına yakınlığı sivil kayıplar ve altyapı tahribatı riskini büyütüyor. 

Birkaç gün içinde kent yaşamı durabilir

Körfez ülkelerinde suyun depolanabileceği süre sınırlı. Büyük arıtma tesislerinden birkaçının aynı anda devre dışı kalması halinde özellikle Kuveyt, Katar ve Bahreyn gibi küçük ülkelerde içme suyu sıkıntısı birkaç gün içinde başlayabilir.

Su kesintileri yalnızca evleri değil hastaneleri, sanayi tesislerini, otelleri, elektrik üretimini ve kanalizasyon sistemlerini de etkileyebilir. Tankerlerle ya da gemilerle yapılacak su sevkiyatının milyonlarca insanın ihtiyacını uzun süre karşılaması mümkün değil.

1991 Körfez Savaşı sırasında Irak ordusunun çekilirken Kuveyt’teki arıtma kapasitesinin bir bölümünü tahrip etmesi, bu tehlikenin geçmişteki örneklerinden biri olmuştu. Denize yayılan petrol de Kuveyt ve Suudi Arabistan’daki tesislerin su girişlerini tehdit etmişti.

Savaş sonrasında Kuveyt’te şebeke suyunun sınırlı günlerde verilebildiği, ülkeye gemiler ve tankerler aracılığıyla su taşındığı biliniyor.

Bugün savaşın teknolojik kapasitesi ve Körfez kentlerinin nüfusu düşünüldüğünde, benzer bir kesintinin sonuçları çok daha ağır olabilir.

ABD’nin petrol savaşı su savaşına dönüşüyor

ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaş bugüne kadar büyük ölçüde petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı ve enerji arzı üzerinden tartışıldı. Ancak petrol tankerlerinin geçtiği aynı deniz, Körfez’de yaşayan milyonlarca insanın içme suyunun da kaynağı.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak büyük bir petrol sızıntısı, askeri saldırı ya da kimyasal kirlilik, arıtma tesislerinin deniz suyu girişlerini kullanılamaz hale getirebilir. Su üretiminin durması için tesislerin doğrudan vurulması dahi gerekmiyor.

Enerji şebekelerinin devre dışı kalması, boru hatlarının zarar görmesi, limanların kapanması veya deniz suyunun kirlenmesi aynı sonucu yaratabilir.

Kuveyt’teki saldırı, ABD’nin başlattığı savaşın yalnızca İran’ı değil, Washington’ın bölgedeki askeri düzenine dahil olan bütün ülkeleri istikrarsızlaştırdığını gösterdi.

ABD’nin İran’ı kuşatmak için kurduğu üsler ve yaptığı askeri yığınak, Körfez halklarına güvenlik değil savaş getiriyor. Petrol akışının kesilmesi uluslararası piyasalarda fiyat artışına yol açarken su akışının kesilmesinin bedelini doğrudan bölge halkları ödüyor.


soL Haber’i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

To read the full story from the source: soL Haber

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement