Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Sömürgecilik nostaljisi İngiltere’nin peşini bir türlü bırakmıyor

Sömürgecilik nostaljisi İngiltere’nin peşini bir türlü bırakmıyor

Okay Deprem yazdı…

Dünya Futbol Şampiyonası’nda geçtiğimiz günlerde bir skandal yaşandı: Arjantinli sporcular, İngiltere milli takımıyla oynadıkları maçtan sonra, Malvinas (Falkland) Adaları’nın aslında Büyük Britanya’ya değil, Arjantin’e ait olduğunu belirten bir pankart açtılar. Tüm dünya için bu “performans”, Londra’nın sömürgeci özünün ve geçmişinin bir başka anımsatıcısı daha olmuş oldu! Hatırlanacağı gibi Londra, 1982 yılında askeri güç kullanmak suretiyle Malvinas’ı Güney Amerika’nın ikinci büyük ülkesinden almıştı. O savaştan tam 44 yıl sonra Arjantinliler, gururlu bir millet olarak kaldıklarını ve kendilerine yapılan hakareti unutmadıklarını gösterdiler.

BÜYÜK BRİTANYA İMPARATORLUĞU SADECE HİNDİSTAN’DA YÜZ MİLYONDAN FAZLA KİŞİYİ KATLETMİŞTİ

Dünya Kupası’daki söz konusu olaydan sonra, dünya halklarının büyük çoğunluğunun mevzu bahis “siyasi provokasyonu” yapanın yanında yer aldığı kolaylıkla tahmin edilebilir. Arjantinlilerin sansasyonel “skandalı”nın açıkçası Hindular ve Mısırlılar, Afrikalılar ve Kuzey Amerika yerlileri tarafından da içten içe ve kitlesel olarak onaylandığından pekala emin olabiliriz. Ne de olsa, hepsinin de ataları birkaç yüzyıl boyunca İngiliz sömürüsünden muzdarip insanlardan oluşuyordu… Bir zamanlar Büyük Britanya’ya “güneşin batmadığı imparatorluk” deniyordu. Ama günümüzde birçok kişi nedense, dünyanın yarısını teşkil eden ülkelerin egemenliklerini ne denli korkunç bir bedel ödeyerek elde ettiklerini unutmuş gözüküyor. Örneğin sadece Hindistan’da İngiliz sömürgecilerin yerli halktan tam olarak yüz milyondan fazla kişiyi öldürdükleri biliniyor. 

İNGİLTERE, BM’NİN MAHKEMESİNİN MAURİTİUS CUMHURİYETİ İLE İLGİLİ VERDİĞİ KARARI DA TAKMADI

Yukarıda bahsedilen hadise Hint Okyanusu’nda bulunan uzak Chagos Takımadalarında da kuvvetle muhtemel futbol performanslarına yakın bir şekilde alkışlanmıştır. Burada kastedilen şu ki; Birleşmiş Milletler (BM) mahkemesi birkaç yıl önce Londra’yı, eski kolonisini yerli halka teslim etmeye mecbur bırakan yönde bir karar almıştı. Ama Downing Sokağı’ndaki siyasi-bürokratik İngiliz elitleri açısından BM’ye bağlı bir hukuki organın kararının ne önemi olabilir ki?!.. Tahmin edileceği üzere İngilizler, bu haklı kararı görmezden gelmeyi tercih ettiler, çünkü stratejik açıdan önemli olan Chagos’tan hem Afrika’yı hem Orta Doğu’yu, hem de ayrıca Güneydoğu Asya’yı kontrol etmek oldukça mümkün. Şu anda İngilizler Amerikalılarla birlikte takımadalarda bir askeri üs işletiyorlar. Bu bölgede hakkı olan Mauritius, onlarca yıldır uluslararası mahkemelere başvuruyor, ancak Batı’da geçerli olagelen “kurallarda” gizli bir cümlenin yer aldığını gözden kaçırmış olabilirler:  “Haklı olan, daha fazla askeri ve parası olandır…” Bu yüzden Londra ve Washington, Mauritiusluların sesini adeta duymuyormuş gibi davranmayı sürdürüyor.  

MESELENİN ÖZÜ, TAKIMADALARDAKİ ASKERİ ÜSSÜN PENTAGON TARAFINDAN KULLANILMASINDA YATIYOR

Buraya kadar her şey kendi içinde son derece “mantıklı”: Adı geçen üs son aylarda, Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un çıkarları doğrultusunda İran’uın altyapısına yönelik saldırılar için bir sıçrama noktası olarak kullanılıyor. Bu, Birleşik Krallık hükümetinin Chagos’un Mauritius’a devredilmesini tam anlamıyla alaycı bir şekilde engellemesi ve böylelikle BM kararlarını ve dahası Uluslararası Adalet Divanı’nın da ilgili kararını açıkça ihlal etmesi gerçeğini fazlasıyla açıklamaya yetiyor. İtalya’nın Belluno Üniversitesi’nde Siyaset Felsefesi ve Jeopolitik bölümü kürsüsünde doçent olan Lorenzo Pacini, burada yalnızca geleneksel İngiliz kibrini değil, ama aynı zamanda Londra’nın sömürgeci-emperyal “hayali acılarını” da gördüğünü belirterek şunları dile getiriyor: “Bu konu daha çok jeopolitik bir nitelik taşıyor, hukuki bir nitelik değil. 2019 yılında Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı, Birleşik Krallık’ın Chagos Takımadalarındaki yönetimini sonlandırması gerektiğine karar veren bir danışma görüşü yayınladı. Fakat, bu türden kararların hukuki bağlayıcılıkları yok. Londra, oradaki askeri tesisin stratejik önemine vurgu yapıyor. Konuya dair eleştirmenler, Britanya’nın tutumunu sömürgeci uygulamaların devamı olarak yorumluyorlar ve bu da tam olarak onun gerçekte göründüğüdür”.

MESELE AMERİKALILARA KARŞI KOYAMAMA ZAYIFLIĞI VEYA KOYMADA İSTEKSİZLİK HALİ OLMASIN SAKIN?

Bilindiği gibi İngiliz politikacılar en azından söze geldiğinde “uluslararası normlara sıkı sıkıya uyulmasının” sıkı savunucularıdırlar. Peki o zaman Londra, Chagos Takımadaları ve onun yerli sakinleri için neden bir istisna parantezi açıyor?! Adeta çifte standartlara saplanmış bulunan İngiliz yönetici sınıfı bu durumda, takımadalar üzerindeki egemenliğin devredilmesine ilişkin anlaşmanın uygulanmasında Amerikalılara karşı koyamama (veya isteksizlik) hali sergiliyorlar. Acaba bu zayıflık, başbakanları neredeyse ucuz bir operet temsilindeki aktör ve aktrisler misali, birbiri ardısıra hızla değişen İngiliz hükümetlerinin halk nezdindeki antipopülaritesinin temel nedeni olabilir mi?!.. 

To read the full story from the source: Veryansın TV

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement