Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Taşınmak Üzerine Düşünceler

Taşınmak Üzerine Düşünceler

Ağzı açık koliler, buruşuk gazete kağıtları, tozlu raflar, battal boy çöp poşetleri.

İnsan evini taşır.

Tuhaftır, bu eylemi “evini taşımak” olarak tanımlamak çünkü evimiz, daire, yani apartmanın ta kendisi aslında geride bıraktığımız yegane şeydir taşınma eyleminde.

Taşıdığımız yuvamızdır; donmuş beton ve demir karışımının sarmaladıkları, anılarımız, rutinlerimiz, kısacası hayatımız…

Duvarları taşımayız örneğin, ya da ahşap parkeleri, balkonu da taşımayız mesela ya da kumruların pencere pervazına yaptığı eğreti yuvayı. “Ev” bir taşınmazdır ve taşınmazlar taşınmazlar.

Elbette “ev” kelimesinin “yuva” anlamında da kullanıldığının farkındayım, evlenmekte olduğu gibi. Yine de bu kelime, en azından benim için, fiziksel yapı anlamına çok yakın geliyor.

Tüm bu söylediklerime rağmen ben de herkes gibi “yuvamı taşıyorum” yerine, evimi taşıyorum, ya da kısaca, taşınıyorum diyorum.

Artık bu evi terk ediyorsun. Lav rengi gün batımlarını izlemek, ya da arada bir duyduğun üst komşuların tartışmalarına bir taraf olmak yok artık. Abonelikleri kapatmalı, evi de temiz bırakmalı…

Aynı şehir içinde başka bir semte taşınmak, aynı ülke içinde başka bir şehre taşınmak, ya da aynı gezegen içinde farklı bir ülkeye taşınmak mümkün. Bunların hepsi farklı hissiyatlar ve lojistik mücadeleler ile çıkıyor insanın karşısına.

Aynı gezegen içinde farklı bir ülkeye taşınmak en heyecanlı türdür birçokları için. İnsan farklı bir ülkeye taşınırken, genelde olumlu bir gelecek tasviri, nadir bir tür umut sıkıştırır valizine ve bu, içinde yaramaz kelebeklerin uçuşmasına sebep olur.

Taşınmanın motivasyonları da oldukça çeşitlidir. Kimi zaman biriyle aynı eve yerleşmek için, kimi zaman birinden uzaklaşmak için, bazen aile evinden çıkmak, ya da bir öğrenci yurduna yerleşmek için yapılabilir.

Yaşanılan ev küçük geliyor ve daha büyük bir eve geçmek gerekiyor olabilir. Ya da oturduğu evin kirası kazancından daha hızlı yükseldiği için daha küçük bir eve geçmek zorunda kalıyor olabilir insan.

İş dolayısıyla da yapılır taşınma eylemi aşk dolayısıyla da.

İşçi olarak taşınmış kimileri farklı ülkelere, dilini bile konuşmadığı topluluklara dahil olmuşlar; yalnız ve yabancı hissetmişler, kendi içlerine kapanıp, sadece kendileri gibi olanlarla iletişime geçmişler mümkün olduğunca. Sılayı gurbete getirme arzusuyla yanıp tutuşmuşlar.

Kimileri ise gittikleri ülkede kendilerini kabul ettirmek için olabildiğince kendilerini değiştirmeye girişmiş; dış görünüş, konuşma şekli, hatta düşünce yapısı…

Yedikleri her darbe, çarpıldıkları her kültür şoku, memleketlerine olan burukluğu, acıma duygusunu, hınç alma isteğine çevirmiş. Düşük refah seviyesi en büyük günahlardan biri olarak kabul edilmiş. Fakir anne babadan utanmak gibi, hayatta kalma arzusunun getirdiği yabani korkular, insanı özüne, ülkesine ötekileştirmiş.

Daha önce de farklı ülkelere taşındım. Belirli süre ve planlar çerçevesinde oralarda yaşadım. Farklı hayat tarzlarının kendi yaşamıma paralel şekilde, farklı coğrafyalarda var olduğu gerçeği beni hep bir simülasyondaymışım gibi hissettirdi.

Ama her şeye rağmen, iyiyi ve kötüyü paylaşabildiğin iyi insanlar yaşanan her tecrübeye olumluluk çarpanı katıyor, insanı şanslı hissettiriyor.

Yine bir valiz hazırlıyorum. Kahve ocakta demleniyor. Alain Souchon çalıyor. Kilo sınırlarını aklımda tutuyorum. Hiçbir zaman çok eşyanın getirdiği yükten haz almadım. Bu huy, valiz hazırlarken işimi kolaylaştırıyor.

Gideceğim ülkedeki tanışacağım insanları düşünüyorum ve geride bıraktıklarımı. Yeni evimi ve yeni sokağımı, muhtemel rutinlerimi düşünüyorum. Kışı sert olur diyorlar, pek endişelenmiyorum.

Ve hayat, bu tür düşünme aktiviteleri arasında usulca akıyor. İnsan ister istemez kendini çok ciddiye alıyor, belki de elinden başka bir şey gelmediği içindir. Ne zamanki usulca akan hayata kendini bırakıyor insan, işte o zaman, onu boğuyor sandığı akıntı, onu su yüzeyinde tutuyor.

Gerektiğinde valiz hazırlamak. Gerektiğinde valiz boşaltmak. Uzak diyarların çağrısına kulak vermek, merak etmek ötekileri ve elbette çok iyi bildiğini sandığın kendine dair olanları…

Herkes tabağına konulanlarla oyalanıyor. Kimisi lokmalarını uzun uzun çiğniyor, kimisi lambur lumbur yutuyor. Kimisi kendine acımayı seviyor, kimisi kendini yüceltmeyi… Kimileri de, bir üçüncü yol var mı merak ediyor.

Birkaç parça eşya daha koyuyorum valizime. Sivrisinek ısırığı bileğimi kaşındırıyor. Başımı kaldırıyorum, aynadaki yansımama denk geliyorum. Önce gözlerimi kaçırıyorum, sonra tekrar göz göze geliyorum kendimle. Muzip bir gülümseme beliriyor yüzümde ve yaramaz kelebekleri hissediyorum.

Listeye katıl.

Müzik.


Taşınmak Üzerine Düşünceler was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement