Kadro dışı kalanlar, anketler, İmamoğlu ve program: Yeni Parti’nin ilk adımları ne anlama geliyor?
Haber Merkezi
Özgür Özel’in son açıklamalarıyla birlikte artık bir son dakika sürprizi olmaması halinde CHP defterinin kapandığı netleşti. CHP, AKP kararıyla mutlak butlan Kılıçdaroğlu’nda kalırken Özel’in Yeni Partisi önümüzdeki hafta resmen yola çıkacak. Partinin yola çıkışına ismi, programı ve daha başlarken kadro dışı kalanlar damga vuracak gibi görünüyor ve tabii ki anketler.
AKP iktidarının davul zurnayla gelen mutlak butlan kararı sonrası CHP mayıs ayından bu yana büyük bir türbülansın içine girmişti.
Aradan tam üç ay geçti.
Üç ayın sonunda AKP kararıyla partinin başına geçen mutlak butlan Kılıçdaroğlu, geniş bir tasfiye operasyonuna başladı.
Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu bir dizi partili ihraç edilirken, il başkanlarının da çok büyük bölümü görevden alındı, yerlerine Kılıçdaroğlu’na yakın isimler atandı.
Bu süreçte CHP lideri Özgür Özel, partiyi bir an önce kurultaya taşımak için bir dizi adım attı. PM üyelerinin istifası, delegelerden toplanan imzalar ve dahası…
Sonuç olarak bu adımların hiçbiri istenen sonucu vermedi. Kılıçdaroğlu olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermeyip partiyi tarihi belirsiz bir olağan kurultaya taşıyacağını ilan etti.
Bu CHP’nin aylarca mutlak butlan yönetiminde kalacağının işareti olurken, Özel’in kadroları 20 Temmuz’u bir son tarih olarak belirlemişti.
Yargıtay’ın adli tatile gireceği 20 Temmuz’a kadar mutlak butlan konusunda Özel lehine çıkabilecek olası bir karar beklenirken, böyle bir karar çıkmaması yeni partinin de resmen yola çıkacağının işareti olacak.
O güne artık neredeyse gelinmiş durumda ve şu anda görünen tablo bir son dakika sürprizi olmayacağı yönünde.
Peki, yeni parti yola çıkmadan önce öne çıkan tartışmalar neler?
İktidarın operasyon sopası ve kadro dışı kalanlar
CHP’ye yönelik mutlak butlan adımı sonrası yeni parti tartışmaları başladığı andan itibaren bu sürece başka bir operasyon dalgası daha eşlik etti.
Artık operasyonlar bir yıldır olduğu gibi İmamoğlu değil, Özgür Özel merkezli ilerleyecekti.
Özel’e yakın kadrolar ve belediye başkanları bir bir tutuklanırken, yine Özel’in partideki en yakın halkasının etrafı kuşatıldı.
Bu isimlerden en öne çıkanları Veli Ağbaba ve Ali Mahir Başarır olurken, iki ismin de dokunulmazlığının kaldırılacağı ve tutuklanacakları haberleri dolaşıma sokuldu.
Yine Özel’e yakın kadrolar Umut Akdoğan, Burhanettin Bulut ve Turan Taşkın Özer’in de yeni operasyon dalgaları için ismi geçmeye başladı.
Gelinen son noktada bu isimlerin yeni parti sürecinde aktif rol üstlenmemesi için CHP’ye yakın olan kimi gazetecilerden açıklamalar gelmeye başladı.
Bu isimlerin aktif rol almasının yeni partiyi de operasyonlarla yan yana getireceği, bu nedenle bu isimlerin fedakarlık yapıp yeni süreçte aktif rol almaması gerektiği ifade edildi.
Sonuç olarak tartışmaların ardından bu isimlerin tamamının yeni partiye geçeceği ancak partide sorumlu görevler almayacağı bilgisi gündeme geldi.
Yani AKP, yeni parti henüz kurulmadan kurmay kadroyu operasyon sopasıyla dışarda bırakmayı başardı.
Öte yandan bu isimlerin etrafının kuşatılmasının ana nedeni Özel’in de hedef tahtasında olmasıydı.
AKP iktidarının önümüzdeki süreçte bu konuda hangi yeni hamleleri yapacağı henüz belirsizliğini korusa da iki ihtimal öne çıkmış gibi görünüyor.
Operasyonların bir yönü Mansur Yavaş’ı kuşatacak şekilde Ankara’daki belediyeler üzerinden ilerleyecekken diğer istikamet ise Özgür Özel’in yakın kadroları olacak.
Belediye hamlesi bunun için mi?
Özel’e yakın kadroların tamamının vekil olması bir koruma kalkanı sağlasa da beklenen operasyonun ilk adımının dokunulmazlıkların kaldırılması olacağı ifade ediliyor.
Çok yönlü yeni bir tartışmayı başlatacak bu sürecin iktidar tarafından başlatılıp başlatılamayacağı henüz netlik kazanmazken, yeni parti kurmaylarının dikkat çeken bir kararından daha söz ediliyor.
İddiaya göre belediye başkanlarının hiçbiri yeni partiye geçmeyecek, CHP’de kalacaklar.
Bu adımın, yeni partinin önemli isimleri kadro dışında bırakmak zorunda kalmasına benzer şekilde bir meşruiyet sorunu yaratabileceği ortada.
Ancak belli ki başkanların yeni partiye geçmesinin maliyetinin çok daha yüksek olacağı değerlendirilmiş.
Özel kadrolarının yeni partiye geçecek tüm belediye başkanlarının operasyona maruz kalabileceğini değerlendirdiği ifade ediliyor.
Yani parti yola çıkarken bir karşı ataktan çok öncelikle kendini AKP’nin yeni saldırılarına karşı korumaya alacak.
Program sorunu: Özal mı, sosyal demokrasi mi, merkez mi?
Yeni partinin ismi, CHP içinde ve yakın çevresinde tartışma konusu oldu.
Daha önce İmamoğlu’nun adı ve soyadına atıfla yeni partinin adının Ekim Partisi olacağı iddia edilmiş, bu iddianın yanına “İstiklal” ve “Yürüyüş” gibi isimler eklenmişti.
Gelinen noktada tüm bu isimlerin yerine “Yeni Parti” adının seçilmesi eleştiri konusu oldu.
Bu adım “hiçbir tavır ve düşünce içermiyor” eleştirilerine maruz kalırken, bu isim aslında İmamoğlu cephesinden gelen açıklamalar düşünüldüğünde yerli yerine oturuyor.
İmamoğlu’nun yeni partinin bir merkez parti olması, yeni dönemin ANAP’ı olması, bu açıdan CHP’nin devamı olmamasını istediği belirtiliyordu.
Yani öne çıkan şey bir düşünce ya da tavırdan çok, “herkesi kapsayacak bir merkez parti”, aslında merkez sağ parti olacak.
Buna karşın Özel’in merkez parti fikrinden uzak olmasa da sosyal demokrat bir ton istediği belirtiliyor. Uzun süredir Özel’i destekleyen ve CHP eylemlerinin hemen hepsine katılan bazı “sol partilerin” de bu süreci destekleyeceği iddialar arasında.
Sonuç olarak Özel ve İmamoğlu’nun nasıl bir programla yola çıkacağı, hangi iddiaları merkeze koyacağı kısa süre içinde belli olacak. Ancak partinin “sol eksende” olmayacağı şu ana kadar ortaya çıkan tüm açıklamalar yan yana konulduğunda net şekilde görünüyor.
Anketlerde yeni eşik: ANAP’ı geçtik, Gül’lü AKP’ye ulaştık…
Özel ekibinin yeni parti kurması için parti kadroları dışında da üç aydır ciddi bir medya faaliyeti yürütülüyor. Bu faaliyetin önemli ayaklarından biri anket sonuçları olurken, şu ana kadar birbiriyle tamamen ilgisiz çok farklı anket sonuçları yayımlanmış durumda.
Bazı anketlerde Yeni Parti’nin AKP’nin çok büyük farkla önünde olacağı iddiası yer alırken, bazılarında ise durum tam tersi görünüyor.
Sonuç olarak düzenin en büyük manipülasyon araçlarından biri olan anketlerin yorumlanmasının sınırları var.
Ancak bugün halktv.com.tr’de Uğur Ergan tarafından kaleme alınan yazı, bu açıdan son derece dikkat çekici. Yeni partinin ANAP’a benzetildiğini hatırlatan Ergan, bunu programatik hat için değil, oy potansiyeli için dile getiriyor.
Ergan yazısında Özal’a kadar geriye gitmenin alemi yok diyor ve 2007 seçimlerinde “AKP’nin maruz kaldığını” öne sürdüğü “mağduriyeti” hatırlatıp şu ifadeleri kullanıyor:
“22 Temmuz 2007 seçimlerinde AKP yüzde 46.58 oy aldı.
Kasım 2002’de baraj altında kalan MHP, 2007’de yüzde 14.27 oranında oy alarak 71 milletvekili çıkardı.
AKP ve MHP’li vekillerin hazır bulunmasıyla TBMM’deki 367 krizi aşıldı ve Gül de 28 Ağustos 2007’de TBMM’de yapılan seçimle Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.
Anlayacağınız, yapılan hukuksuzlukları bu halk zamanı geldiğinde hiç tahmin edemeyeceğiniz bir şekilde sandıkta cezalandırıyor.”
Bu örneklerin bu kadar kolayca ve bu rahatlıkta verilmesi yeni parti kurulurken önemli bir veri olacak gibi görünüyor.
soL Haber’i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
To read the full story from the source: soL Haber






