Rusya, Odessa'yı işgal edebilir mi?
Rusya Ukrayna savaşının gidişatı üzerine her gün çok sayıda analiz okuyor ya da dinliyoruz.
Bunlardan birinde, Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerine düzenlediği saldırıların Putin’in sabrını taşırabileceği öne sürülüyordu. Buna göre savaş daha sert bir aşamaya geçebilir ve Rusya, Ukrayna’nın denizle bağlantısını tamamen kesmek için Odessa’yı işgal edebilir.
Bu değerlendirmenin gerekçesi de Ukrayna’nın bazı saldırılarında Karadeniz’i kullanmasıydı.
Benzer iddialar savaşın başından beri televizyon ekranlarında da dile getiriliyor.
Ben ise en başından beri Odessa’nın işgal edilmesini gerçekçi bir ihtimal olarak görmedim.
Neden?
Çünkü mesele Rusya’nın böyle bir hedefi ele geçirmek istemesi değil.
Asıl mesele, böyle bir harekâtı gerçekleştirecek askerî şartların bugünkü savaş ortamında büyük ölçüde ortadan kalkmış olmasıdır.
Konu yeniden gündeme geldiğine göre değerlendirmelerimi yazıya dökmek istedim.
Önce temel soruya bakalım.
Odessa neden bu kadar önemli?
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Çünkü Odessa, Ukrayna’nın Karadeniz’e açılan en büyük kapısıdır.
Tahıl ihracatının büyük bölümü buradan yapılır. Konteyner taşımacılığı ve sanayi ürünleri ihracatı açısından ülkenin en önemli limanıdır. Aynı zamanda Ukrayna’nın deniz stratejisinin merkezinde yer alır.
Odessa’nın kaybedilmesi Ukrayna ekonomisine ağır darbe vurur. Karadeniz’deki askerî faaliyetlerini de ciddi biçimde sınırlar.
Bütün bunlar doğru.
Peki, bu durum tek başına işgali mümkün kılar mı?
Hayır.
Stratejik değeri yüksek olan her hedef askerî olarak ele geçirilebilir değildir. Savaş tarihi bunun pek çok örneğiyle doludur. Bir hedefin değeri kadar, ona ulaşmanın maliyeti ve başarı ihtimali de belirleyicidir.
Peki, Rusya Odessa’yı nasıl ele geçirebilir?
Teorik olarak iki seçenek var.
İlki denizden amfibi harekat (çıkarma) yapmak.
İkincisi karadan ilerleyerek şehri kuşatmak.
İlk seçenek artık büyük ölçüde gündemden çıktı.
Savaşın ilk aylarında Karadeniz Filosu ciddi bir çıkarma tehdidi oluşturuyordu.
Bu yüzden Ukrayna, Odessa çevresinde önemli miktarda kuvvet tutmak zorunda kaldı.
Zaman içinde tablo değişti.
Ukrayna’nın geliştirdiği deniz dronları, gemisavar füzeleri ve uzun menzilli hassas taarruz kabiliyeti Rusya’nın Karadeniz Filosu’na ağır kayıplar verdirdi. Moskva kruvazörünün batırılması bu sürecin sembolü oldu.
Ardından Sivastopol’daki üsler ve çok sayıda savaş gemisi sürekli baskı altında kaldı.
Bu ne anlama geliyor?
Amfibi harekât, askerî planlamanın en karmaşık operasyonlarından biridir. Deniz ve hava üstünlüğü olmadan başarı şansı düşüktür.
Bugün Rusya’nın Karadeniz’in kuzeybatısında bu üstünlüğü sağlayabildiğini söylemek güçtür.
Bu yüzden büyük çaplı bir çıkarma harekâtı teorik olarak konuşulabilir. Pratikte uygulanabilir görünmüyor.
Geriye kara harekâtı kalıyor.
Asıl sorun da burada başlıyor.
Rus kuvvetlerinin Odessa’ya ulaşabilmesi için önce Herson’un batısına geçmesi gerekir. Ardından Mikolayiv bölgesini kontrol altına alması gerekir.
Oysa Rus ordusu 2022 yılında Dinyeper Nehri’nin batısındaki Herson’dan çekildi.
Bu çekilme yalnızca bir mevzi kaybı değildi.
Rusya’nın Dinyeper’in batısında büyük ölçekli taarruz yürütme kapasitesi de ciddi biçimde sınırlandı.
Peki bugün tablo farklı mı?
Rus birliklerinin yeniden nehri geçmesi, geniş köprübaşları kurması ve bunları sürekli ikmal etmesi son derece güç bir görevdir.
Modern savaşta büyük nehir geçişleri, düşman ateşi altında icra edilen en zor operasyonlardan biridir.
Ukrayna’nın insansız hava araçları, topçu sistemleri ve hassas mühimmatı bu riski daha da artırıyor.
Diyelim ki Rusya bütün bu engelleri aştı.
Bu kez karşısına Mikolayiv çıkacaktır.
Şehir, savaşın ilk aylarında Rus taarruzlarını durdurmayı başardı. Aradan geçen sürede savunma hatlarını daha da güçlendirdi.
Mikolayiv aşılmadan Odessa’ya güvenli biçimde ilerlemek neredeyse mümkün değildir.
Bu da aylar sürebilecek şehir savaşları anlamına gelir.
Üstelik bütün bunlar sadece Odessa’ya ulaşabilmek içindir.
Şehrin içine girildiğinde zorluk daha da büyür.
Yaklaşık 1 milyon nüfuslu büyük bir liman kentini ele geçirmek, burada güvenliği sağlamak ve ikmal hatlarını açık tutmak çok büyük miktarda kuvvet gerektirir.
Rus ordusunun mevcut cephelerde bile ciddi insan gücü ihtiyacı yaşadığı dikkate alındığında, böyle bir kuvveti oluşturması kolay görünmüyor.
Bir başka nokta daha var.
Rusya bugün Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Harkiv eksenlerinde baskıyı artırmaya çalışıyor.
Bu cephelerde ilerleme metrelerle ifade edilirken, yüzlerce kilometrelik yeni bir taarruz ekseni açmak askerî açıdan ciddi risk taşır.
Neden?
Çünkü kuvvet çoğunluğu savaşın temel prensiplerinden biridir.
Yeni bir cephe açılması, mevcut cephelerdeki baskının zayıflamasına yol açabilir.
Bu tablo Moskova’nın önceliği hakkında da fikir veriyor.
Bana göre Rusya’nın temel amacı Odessa’yı işgal etmek değil, limanın etkin kullanımını mümkün olduğunca zorlaştırmaktır.
Uzun menzilli füze saldırıları, insansız hava araçları ve deniz abluka girişimleri bu hedefe daha uygundur.
Bu yaklaşım, benzer siyasi ve ekonomik baskıyı daha düşük askerî maliyetle kurma imkânı sağlar.
Elbette savaşta hiçbir ihtimal tamamen dışlanamaz.
Cephede yaşanacak büyük kırılmalar veya Ukrayna’nın savunma kapasitesindeki ciddi değişimler hesapları değiştirebilir.
Ancak bugünkü askerî tablo Odessa’nın işgalini yakın dönemin en olası senaryoları arasına yerleştirmiyor.
Analizlerde sık yapılan hata, stratejik arzuyla askerî kapasiteyi birbirine karıştırmaktır.
Rusya’nın Odessa’yı istemesi başka bir konudur.
Bunu başarabilecek askerî imkâna sahip olması ise başka bir konudur.
Mevcut şartlarda ikinci soruya verilecek cevabın olumlu olduğunu düşünmüyorum.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
<p>Ukrayna’nın Karadeniz’e açılan en büyük kapısı olan Odessa Limanı, hem ülke ekonomisinin hem de deniz stratejisinin merkezinde yer alıyor / Fotoğraf: USPA</p>
To read the full story from the source: Independent






