NATO’nun açtığı yolda baskı ve zorbalık
Etki Can Bolatcan
Türkiye, hukukun rafa kaldırıldığı, yargının doğrudan siyasal bir araca dönüştüğü kritik bir eşikten geçiyor. Son haftalarda dozu artan yasak, gözaltı ve tutuklama dalgası, iktidarın krizleri yönetme refleksinin ötesinde uzun vadeli, muhalefetsiz bir ülke planını gösteriyor. Bu baskı ikliminin merkezine yerleştirilen NATO Zirvesi, iktidarın küresel emperyalist odaklara sadakatini tazelediği bir bağımlılık gösterisine dönüşürken, içeride fiili bir sıkıyönetim rejiminin bahanesi işlevini görüyor. Kaybettiği meşruiyetini NATO bayraklarının altında arayan iktidar, dışarıya “güvenilir ortak” imajı pazarlayabilmek için içerideki en ufak demokrasi kırıntısını bile ezmeye çalışıyor.
Söz konusu yargı adımları yalnızca NATO Zirvesiyle sınırlı değil. Rejim doğrudan sokak muhalefetini hedef almakla kalmayıp politikalarını zedeleyecek her türlü eleştirel sesi de kesmeye çalışıyor. Komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisindeki siyasi şakaları nedeniyle, kendi rızasıyla ülkeye dönmesine rağmen ters kelepçeli görüntüleri servis edilerek tutuklanması, son 2 haftada 6 gazetecinin gözaltına alınması rejimin yükselen en ufak bir karşıt fikre tahammülünün kalmadığını gösteriyor. Aynı günlerde ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun benzeri görülmemiş şekilde günde üç ayrı davaya çıkarılması ve mahkemedeki konuşması üzerinden yeni bir soruşturmaya maruz bırakılması, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın ikinci kez kolluk gücüyle basılması kurumsal siyasetin de yargı eliyle nasıl engellenmeye çalıştığına örnek sunuyor.
Geçirdiğimiz olağanüstü haftanın ardından rejimin nereye yöneldiğini, fiili OHAL uygulamalarını ve iktidarın muhalefetsiz bir ülke arayışını Dr. Ayşegül Kars Kaynar ve SOL Parti Sözcüsü Av. Deniz Demirdöğen’le değerlendirdik.
***
AV. DENİZ DEMİRDÖĞEN İLE SÖYLEŞİ
TÜRKİYE’YE GİYDİRİLMEK İSTENEN DELİ GÖMLEĞİ
NATO Zirvesinde ortaya konulan ve “NATO 3.0” olarak ifade edilen yeni savaş konsepti kapsamında, emperyalizm Türkiye’ye Kafkasya’dan Ortadoğu’ya ve Güney coğrafyasına uzanan bölgede önemli bir askeri müttefik ve ABD’ye bağımlı monarşik bir rejim misyonu biçmektedir.
Tek adam rejimi ise toplumsal desteğini büyük ölçüde yitirdiği, baskı ve zor yoluyla ayakta kalmaya çalıştığı bu dönemde, Türkiye’nin kaderini ABD’ye ve NATO’ya bağlayarak iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. NATO Zirvesi süresince hayata geçirilen fiili OHAL uygulamaları ve Trump’a yönelik sergilenen bağlılık gösterileri de bu iktidar stratejisinin bir parçasıdır.
***
AYŞEGÜL KARS KAYNAR YAZDI: ADLİ PERFORMATİF VE TESADÜFÜN REDDİ
NATO zirvesinin güvenliği 23 Haziran’ın adli performatifi için sadece bir zemindir. Bu zeminler sayısız defa ortaya çıkar. Adli performatif bu zeminlerde rejimin güvenliğini sağlar. Yarattığı imajlar ve toplumsal inançlar üzerinden ilerler; onlara tutunur ve pekiştirir. “Ötekinin” hayatını hem de tesadüfler üzerinden elinden alırken, izleyiciyi de tedirgin eder. Bu nedenle onun için rejimin güvenliğinden anlaşılan şey, halkın huzursuzluğudur.
To read the full story from the source: BirGün






