HomeTürkçe HaberlerGündemGünün sonlandığı akşam vakti

Günün sonlandığı akşam vakti

Published on

spot_img

Biri demişti ki kent dediğiniz, kendi içinde karmaşık mimari yapı tercihiyle, bir anlamıyla o kentte yaşayanların kimliğini de ele verir…

Düşünün; çok değil, bundan elli altmış yıl öncesine kadar etrafı binlerce yıllık sur duvarlarıyla kuşatılmış ve kuşbakışı eski kenti haç misali ortadan dörde ayıran iki ana arter caddeden oluşan bir yapısal manzumeden; şimdi büyük ve geniş bulvarları, caddeleri olan, çok katlı, korunaklı, steril site hayatına endeksli bir yeni kent yaşam alanıyla artık hemhâliz…

Geniş bulvarlarıyla namdar yeni yaşam alanlarını şehre konuk olarak gelenlere “gururla” anlatırken, sanırım kısa zamanda o mekânlara ulaşabilmek için yolların yetersiz kalıp, artık günün her saatinde krize dönen ulaşım sorunuyla didişileceği, pek de uzak görüşlü olmama hâli nedeniyle hesap edilmemişti sanki!

Bir zamanlar en fazla “surların içi küncülü (susamlı) çörek, dışı pasta kokar” diye telaffuz edilen bir dünyadan! Şimdi artık toplumsal ve sınıfsal ayrışmanın, hatta kopuşun simgesi hâline dönüşen güvenlikli, steril sitelere mahpus hayatlar bizlere ev sahipliği ediyor; hem de gönüllüsünden…

Âdeta “inşaat ya Resulallah” sloganını kendine ilke edinen “müteahhit ve sektör temsilcileri”, doyumsuz kâr beklentileriyle, sürekli sağdan çok sıfırlı rakamlara alıcı bulan ve bunu sürekli bir ihtiyaç gibi pompalayan inşa alanları için “yeni imara açılması gereken” alanları ısrarla talep ediyorlar. Yetinmeyip yatırımını yaptıkları medyatik aktörlerine dillendirtiyorlar da…

Ve bunu yaparken de o denli çoklu kamuflajlar yapıyorlar ki duyan şaşırıyor: Şehrin turizm potansiyelinden tutun, Amedspor’un Süper Lig’e çıkmış olmasının gerekçelendirilmesine varıncaya kadar.

Diyarbakır, malum, sadece bölgenin değil, dünyanın da gözlerinin üzerinde olduğu bir “marka” şehir. Böyle bir şehrin, bir anlamıyla “pasif” konumda olan hemşehrileri değil; “seçilmiş” ve “atanmış” yöneticilerinin, şehre dair kararları alır ve dahi uygularken hemşehriyi bu pasif konumundan sıyırıp karara katılabilen, uygulama aşamasında da kararın parçası olarak sahiplenen bir role büründürmesine çok ihtiyaç var.

Sanki en başta şu “imar” mevzuunda elbette. Çok değil, bundan on on beş yıl kadar önce kentin hafızasında Kırklar Dağı’nın önce imara açılması, sonra çok ama çok katlı blok yapıların gökyüzüne doğru yükselmesi ve sonra da yıktırılması süreçleri, panoramik bir imar belgeseli projesi olarak yaşandı.

Hâlbuki o alan, şehrin hafızasında tarihî, kültürel ve inançsal açıdan güçlü altyapısı olan bir alandı. O Kırklar Dağı’nın hemen eteğinde, şehrin yanı başından süzülerek akıp giden ve kutsiyeti olan Dicle Nehri’nin üzerindeki kadim On Gözlü Köprü var. Köprünün dört bir yanında ise son on yıl içinde pıtırak gibi biten yapılaşmalar var şimdilerde…

Silvan (doğu) yolu üzerinde villaların dizilmesi kendince bir boşluğu dolduruyorken, son birkaç yıl içinde bu kez Elazığ (kuzey) yolu üzerinde, sabahtan akşama kadar güneşin içinde olduğu dümdüz eski tarımsal alanda “villakondu”lar şehrin gündemine düştü.

Doğrusu, çok söz etmek mümkün. Ama sanırım sözü şöyle tamamlamalı: Diyarbakır, sivil hayat açısından bölge şehirleri içerisinde en “örgütlü” olanı. Bu sebeple bu örgütlü sivil kurumların, hiçbir rantiyeye yaslanmadan, özellikle kentin yaşam alanlarıyla ilgili karar süreçlerinde daha cesur ve etkili politika üretmelerine, söz söylemelerine, müdahil olmalarına ihtiyaç var gibi…

Not: Bu yazıyı yazmama, beş gündür (pazartesi-cuma) bir dosya olarak işlenen Güneydoğu Ekspres gazetesi özel haberi vesile oldu…

(ŞD/NÖ)

Kaynak: Bianet

Latest articles

“Bir Maniniz Yoksa” Yaşar Müzesi sizi bekliyor

İzmir’in önemli kültür-sanat mekanlarından Yaşar Müzesi, “Bir Maniniz Yoksa…” adlı yeni etkinlik serisiyle sanatseverleri kültürel miras, tarih ve sanat üzerine interaktif sohbetlerde buluşturacak. Yaşar Müzesi Buluşmaları kapsamında hayata geçirilen serinin ilk etkinliği 9 Temmuz Perşembe günü müzenin sergi salonlarında gerçekleştirilecek. Katılımcı müzecilik anlayışıyla hazırlanan programda, geleneksel konferans düzeninin dışına çıkılacak. Müze içerisinde ahşap sandalyelerle oluşturulacak […]

Amor: 3 davanın aynı güne denk gelmesi tesadüf değil

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Ekrem İmamoğlu’nun duruşmalarını takip ettikten sonra yaptığı açıklamada, burada bulunmalarının Türkiye’nin iç işlerine müdahale olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Amor, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü olarak görevinin, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday ülke olması nedeniyle katılım sürecini ve demokratik standartları takip etmek olduğunu ifade etti. Avrupa Parlamentosu’nun kısa süre önce […]

Kuşadası'nda gezilecek yerler listesi: Hem deniz hem tarih

Mavinin ve yeşilin en cömert tonlarıyla sarmalanan, Ege'nin köklü liman kenti Kuşadası; asırlık taş sokaklarından mitolojik efsanelerin fısıldadığı buz gibi mağaralarına kadar her köşesinde ayrı bir hikâye saklıyor. Deniz kokulu rüzgârların izinde, tarihle doğanın kusursuz buluşmasına tanıklık etmeye hazır mısınız? Tatil rotasını Aydın Kuşadası'na çevirenlere iyi bir gezi listesi hazırladık.

Mihriban cinayetinde kan donduran sözler: Öldüğüne inanamadım, domuzların eşelediği bir yere gömdüm'

İzmir'in Bornova ilçesinde cesedi toprağa gömülü bulunan Mihriban Yılmaz'ın (26) öldürülmesine ilişkin 2'si tutuklu 5 sanığın yargılanmasına başlandı. Savunma yapan tutuklu sanık Fatih İnan, 'Öldüğüne inanamadım. Sonra da domuzların eşelediği bir yere gömdüm' dedi.

Olay, 29 Aralık 2025'te Ümit Mahallesi'nde meydana geldi. Ailesiyle oturan Mihriban Yılmaz, akşam saatlerinde evden çıkıp yakınlarındaki akrabalarının yanına gitti. Bir süre burada kalan Yılmaz, "Biriyle görüşeceğim" diyerek ayrıldı. Bu tarihten sonra kendisinden haber alamayan ailesi, kayıp başvurusunda bulundu. Polis, Yılmaz'ın olay günü saat 20.30 sıralarında 7309 Sokak'taki boş arsaya gittiğini, burada kendisini bekleyen kamyonete bindiğini tespit etti. Aracı kullanan kişinin Fatih İnan olduğu belirlendi. Şüphelinin, Yılmaz'ın akrabalarıyla aynı binada oturduğu saptandı. Polis, 11 Ocak'ta Fatih İnan ile R.Ç. (34), R.Ç. (32), H.İ. (37) ve Ö.İ.'yi (25) gözaltına aldı. Cinayet Büro dedektiflerinin sorgusunda İnan, suçunu itiraf etti. Yılmaz'ı boğarak öldürdüğünü ve cesedini ormana gömdüğünü söyledi. İnan, polis eşliğinde cesedi gömdüğü yeri gösterdi. Bölgede yapılan incelemede, Yılmaz'ın cansız bedenine ulaşıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilip, mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Fatih İnan tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bir cinayetin ardından, ikinci ölüm dosyası açıldı! Mihriban Yılmaz dosyasında kan donduran detaylar

'KAMERAYA YANSIDI'

Öte yandan, Fatih İnan'ın kardeşi Ömer İnan da 16 Ocak'ta gözaltına alındı. Ömer İnan'ın, kardeşi Fatih İnan'ın 'Kasten öldürme' eylemine 'yardım eden' sıfatıyla iştirak ettiği belirtildi. Cep telefonlarının incelemeye alındığı dosyada delillerin henüz tam olarak toplanmadığı ve yeni şüphelilerin eklenebileceği ifade edildi. Ömer İnan, aynı gün sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından 'Atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi' gerekçesiyle tutuklandı. Mihriban Yılmaz'ın ölümüne ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Görüntülerde; Fatih İnan'ın kamyonetiyle Ümit Mahallesi'nden ayrılıp orman yoluna girdiği anlar yer aldı. İnan'ın orman yolunda kamyonetiyle yaklaşık 10 kilometre ilerleyip, Yılmaz'ın cesedini toprağa gömdüğü belirtildi.

'KOVUŞTURMAYA YER YOK' KARARI KALDIRILDI

Öte yandan, Manisa'nın Yunusemre ilçesinde fabrikada iş güvenliği uzmanı olarak çalışan Naile Büşra Sarıgül'ün de 3 Ağustos 2023'te yüksekten düşerek yaşamını yitirdiği, Sarıgül'den alınan DNA örneklerinde Fatih İnan'a ait sperm örneklerine rastlandığı ortaya çıktı. Ölümün kalp krizi sonucu meydana geldiği belirtilerek, İnan hakkında 'Kovuşturmaya yer yok' kararı verildiği öğrenildi. Bu gelişme üzerine soruşturma savcısı, Sarıgül'ün ölümüyle ilgili verilen 'Kovuşturmaya yer yok' kararının kaldırılmasını talep etti.

Önce Naile Büşra, sonra Mihriban! Bir mesajla ortaya çıkan karanlık sır

'5 SANIĞA CEZA İSTEMİ'

Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, Fatih İnan hakkında, 'Tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 'Nitelikli cinsel saldırı' suçundan da 12 yıla kadar hapis cezası isteminde bulundu. Diğer sanıklardan Ömer İnan ile R.Ç. ile eşi R.Ç. için de 'Suça iştirak'ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Olayda kullanılan aracın sahibi olan Fatih İnan'ın amcası H.İ. hakkında ise 'Suça yardım etmek'ten 20 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

'AİLE TEPKİ GÖSTERDİ'

Sanıkların yargılanmalarına bugün İzmir 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Duruşmaya tutuklu İnan kardeşler ve tutuksuz sanıkların yanı sıra Mihriban Yılmaz'ın ailesi ile avukatlar katıldı. Duruşmada ilk olarak tutuklu sanık Fatih İnan'a söz verildi. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen İnan, "Daha önce görüşmemiştik. Bana sosyal medya üzerinden arkadaşlık isteği gönderdi. Bir süre sonra görüşmeye karar verdik. Mesajlaşmalarımız üzerinden beni tehdit etti. Telefonu elinden almaya çalışırken bağırmaya başladı ve elimle ağzını kapattım. Nefessiz kaldığını düşünemedim. Bildiğim kadarıyla kalp masajı yaptım. Öldüğüne inanamadım. Sonra da domuzların eşelediği bir yere gömdüm" dedi.

Diğer tutuklu sanık Ömer İnan ise tahliyesini istedi. Duruşmada söz alan tutuksuz sanıklar ise haklarındaki suçlamaları reddetti.

Celsede söz verilen Mihriban'ın annesi Sevim Yılmaz ve babası Fehmi Yılmaz, sanıklara tepki gösterdi ve en ağır şekilde cezalandırılmaları yönünde talepte bulundu.

1 TAHLİYE

Savunma ve beyanların ardından ara karar açıklandı. Fatih İnan'ın tutukluluk halinin devamına karar veren heyet, Ömer İnan'ın ise adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti. Fatih İnan hakkında Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nden akıl sağlığı raporu istenmesine karar veren heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini kararlaştırıp, duruşmayı erteledi. (DHA)

More like this

“Bir Maniniz Yoksa” Yaşar Müzesi sizi bekliyor

İzmir’in önemli kültür-sanat mekanlarından Yaşar Müzesi, “Bir Maniniz Yoksa…” adlı yeni etkinlik serisiyle sanatseverleri kültürel miras, tarih ve sanat üzerine interaktif sohbetlerde buluşturacak. Yaşar Müzesi Buluşmaları kapsamında hayata geçirilen serinin ilk etkinliği 9 Temmuz Perşembe günü müzenin sergi salonlarında gerçekleştirilecek. Katılımcı müzecilik anlayışıyla hazırlanan programda, geleneksel konferans düzeninin dışına çıkılacak. Müze içerisinde ahşap sandalyelerle oluşturulacak […]

Amor: 3 davanın aynı güne denk gelmesi tesadüf değil

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Ekrem İmamoğlu’nun duruşmalarını takip ettikten sonra yaptığı açıklamada, burada bulunmalarının Türkiye’nin iç işlerine müdahale olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Amor, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü olarak görevinin, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday ülke olması nedeniyle katılım sürecini ve demokratik standartları takip etmek olduğunu ifade etti. Avrupa Parlamentosu’nun kısa süre önce […]

Kuşadası'nda gezilecek yerler listesi: Hem deniz hem tarih

Mavinin ve yeşilin en cömert tonlarıyla sarmalanan, Ege'nin köklü liman kenti Kuşadası; asırlık taş sokaklarından mitolojik efsanelerin fısıldadığı buz gibi mağaralarına kadar her köşesinde ayrı bir hikâye saklıyor. Deniz kokulu rüzgârların izinde, tarihle doğanın kusursuz buluşmasına tanıklık etmeye hazır mısınız? Tatil rotasını Aydın Kuşadası'na çevirenlere iyi bir gezi listesi hazırladık.