HomeTürkçe HaberlerGündemDSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus: Hantavirüs salgını sona erdi

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus: Hantavirüs salgını sona erdi

Published on

spot_img

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “25 Mayıs’tan bu yana başka vaka bildirilmedi. Bu nedenle salgının sona erdiğini kabul ettiğini söylemekten büyük memnuniyet duyuyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kaynak: Bengü Türk

Latest articles

Kastamonu'da orman yangını: Alevlere havadan ve karadan müdahale edildi

Kastamonu'da çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale edildi. Sarp kayalık bölgede etkili olan alevler, yangın söndürme helikopteri ve orman ekiplerinin hızlı çalışmasıyla söndürüldü.

Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk kimdir, nereli ve kaç yaşında? Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk'ün biyografisi!

Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk vatandaşlar tarafından merak konusu oldu. Sınırların ötesinde gezinen Öztürk, kimsenin gidemediği yerlere gidiyor; tehlikeyle kol kola geziyor. Peki, Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk kimdir, nereli ve kaç yaşında? İşte Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk'ün biyografisi...

İran'dan Washington'a Bahreyn salvosu! "ABD, gerçek barışı sürekli hiçe saydı"

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin Batı Asya’da gerçek barış ve güvenliği sürekli hiçe saydığını belirtti.

Adliyede gergin anlar! İBB davasında hakim ile tartışan İmamoğlu salondan çıkarıldı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.

İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İLK DURUŞMADAN BU YANA 51 SANIK TAHLİYE OLDU

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.

‘9TEMMUZ TARİHİNDE BİTİRMEK İMKANSIZ GÖZÜKÜYOR’

Ekrem İmamoğlu, duruşma başlangıcında söz aldı. İmamoğlu, Murat Ongun’un avukatı Daniş ile mahkeme başkanı arasında yaşanan savunma süresi tartışmasına değinerek, "Bulunduğumuz bu dava hem Türkiye’nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgisini çeken, hem Türkiye’nin hem de milletimiz adına da çok da itibarlı bir süreç olmayan bir zaman dilimini önümüze koyan bir davadır.

Şu ana kadar en azından bu savunma kısmı, ya da sorgu diyorsunuz yanlış bir ifadede bulunmayayım, düzgün bir şekilde yürütülmeye gayret edildi. Tabii dün itibarıyla Murat Bey savunmasını bitirdi, avukatı Rahşan Hanım savunmasına başladı. Siz de hani bugün bitmesi gerektiğini, 9 Temmuz’un son tarih olduğunu söylediniz. Şu anda Murat Bey neredeyse bu dosyanın en fazla isminin geçtiği ama aynı zamanda eylemlerle de yargılandığı arkadaşımız.

Doğal olarak avukatları da neredeyse 1,5 yıldır süren bu zulüm üzerine hazırlıklarını yaptı ve ifadeleriyle beraber de bugün savunmasını toparlamak istiyorlar. Arzuları bugün akşamüstü bu işi toparlamak. Ardından da kalan zaman diliminde yine Tuncay Yılmaz arkadaşımız da avukatlarıyla beraber bu akşam kalan süreçte zamanı toparlayabilirler diye gözüküyor.

Şimdi bunu alt alta koyduğumuzda, Fatih Bey ve İnan Bey ile de konuştuk. Onlar da çok kısa bir zaman diliminde süreci toparlayabilecekler gibi gözüküyor. Yani pazartesi sabah başladıkları takdirde toparlayabilecekler diye gözüküyor.

İnan Bey’in ifadeleriyle, avukatlarından bilgi almadım ama hani İnan Bey’in ifadesiyle toplamda 3-3,5 saatlik bir zaman diliminde toparlayabileceği öngörülüyor. Fatih Bey’in çok önemli bir savunma süreci var. Avukatları da uzun bir hazırlık yaptılar. Bunları alt alta dizdiğimizde 9 Temmuz imkansız gözüküyor" dedi.

MAHKEME BAŞKANI: 9 TEMMUZ’A KADAR TAMAMLAYACAĞIZ

Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Biz de heyet olarak değerlendirme yaptık. Normal yargılamada savunmanıza devam edin, bugün toparlayın. Bu anlamda koyulan kurala müdahale etmeyeceğiz. Sorgu sırasını değiştirmeyeceğiz. Normal sorgu sırasıyla devam edeceğiz.

Tuncay Yılmaz’ın savunmasını alacağız. Sonrasında sizinle devam edeceğiz. 9’una kadar da biz bu işi tamamlayacağız. Alamadığımız savunmaları 2'nci celseye almaya karar verdik" dedi.

İmamoğlu ise, "Hayır Sayın Başkan. Ekrem İmamoğlu 'örgüt lideri' diye tanımlanmış bu iddianamede. Daha önce de 2 kez kabul ettiğiniz üzere, benden önce bütün arkadaşların tamamlaması ve en son benim savunmamın onların savunması üzerine inşa edilmesinin doğru olduğunu kabul ettiniz" dedi.

Mahkeme başkanı cevaben, "Eylem sayısı olarak Fatih Bey sizden daha uygun durumda. Eylem sayısı aynı" dedi.

İmamoğlu, "Sayın Başkan, 'aynı' dediğiniz zaman sizin bile nasıl inandığınızı ben anlayamıyorum. Eğer bakın 9 Temmuz’da milli seferberlik ilan edileceksek bilelim. Bu ülkede bizim bilmediğimiz bir şey olacaksa bilelim, ona göre hareket edelim. Bizi niye bir ayara sokuyorsunuz, onu anlamadım" dedi.

İMAMOĞLU’NA SALONDAN ÇIKARILMA TALİMATI

Mahkeme başkanı ise, "Sürekli bu konuyu böyle polemik haline getirmeye gerek yok" dedi. İmamoğlu da, "Siz yaptınız. Ben yapmadım. Önümüze siz getirdiniz" diye konuştu. Tartışmaların sürmesi üzerine mahkeme başkanı, İmamoğlu’nu uyararak CMK 203’ü uyguladığını söyledi ve İmamoğlu’nun dışarı çıkarılmasını istedi. Duruşmaya ara verildi.

Duruşma 13.45 itibarıyla tekrar başladı. Mahkeme Başkanı, Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş’in salona gelmemesi üzerine şu ana kadar yaptığı savunmanın esasa alınmasına karar verdi.

'MESLEKTAŞLARIMIZ BU SIRAYA GÖRE HAZIRLANDI'

Ardından İmamoğlu’nun avukatı, tutuklu sanık Mehmet Pehlivan söz aldı. Pehlivan, "Benim bu aşamadaki talebim şu; Ekrem İmamoğlu açısından da söylüyorum. Sıralama konusunda vermiş olduğunuz kararı uygulamaya devam etseniz ve yine takdir ettiğiniz şekilde 9 Temmuz tarihinde duruşmayı sonlandırsanız, Ekrem İmamoğlu da 10 Ağustos tarihinde başlayan celsede savunmasını yapsa; hem bugüne kadar meslektaşlarımız ve sanıklar bu sıraya göre hazırlandılar, programlarını buna göre yaptılar, hem de bu düzen korunmuş olur" dedi. Mahkeme Başkanı ise talebi kabul etmedi.

TEKRAR ARA VERİLDİ

Daha sonra Mahkeme Başkanı, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’a geçilmesine karar verdi. Yılmaz kürsüye gelerek avukatının burada olmadığını söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, baroya yazı yazılarak avukat görevlendirmesi yapılmasına karar verdi. Duruşmaya tekrar ara verildi.

Saat 15.15 itibari ile duruşma yeniden başladı. Tuncay Yılmaz’ın rahatsızlanıp hastaneye kaldırılması nedeniyle bir sonraki tutuklu sanık Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e savunmasına geçildi.

‘DOSYAM SÜREKLİ RENK DEĞİŞTİRDİ’

Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney savunmasında, “Öncelikle iddianamenin ‘yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır’ şeklindeki hükmü karşılamadığı, şahsıma isnat edilen fiillerin somutlaştırılmadığı yönündeki itirazımı; dolayısıyla adil yargılanma hakkımın ve savunma hakkımın kısıtlandığını belirtmek isterim.

Dosyam sürekli renk değiştirdi, suç unsuru değiştirdi, konu değiştirdi, taraf değiştirdi. Dosyada değişmeyen tek şey benim tutukluluğum oldu. İddianame hakkımda somut, bireyselleştirilmiş, maddi delillerle desteklenmiş mesaj, mail, para hareketi, kamera görüntüsü, yer, zaman, kişi, bedel içeren hiçbir ama hiçbir delil içermiyor. Çürüteceğimiz belge yok, delil yok. Ne var Sayın Başkanım? Savcılık makamında oluşmuş bir şüphe var.

Benim göremediğim bir delil var ise savunmamın sonunda bol bol soru olarak sormanızı rica ederim Başkanım. Veremeyeceğimiz cevabımız yoktur. 19 Ağustos 2025’te suç örgütü üyeliğinden tutuklanmıştım. Şimdi iddianame ‘örgüte üye olmamakla birlikte yardım’ diyor.

Dolayısıyla lehe gelişme olmuştur. Ben böyle bir örgütün varlığını kabul etmediğimi de vurgulamak isterim. İddianamede isnat edilen suçlarla doğrudan ilgisi olmayan çok sayıda ifadeye ve değerlendirmeye yer verilmiştir. Bu ifadelerin benim hangi somut eylemimi, hangi suç unsurunu, hangi tarih ve işlem bakımından ortaya koyduğunu açıkça göstermek zorundadır.

Oysa iddianamede eylemlerle ilgisi olmayan birçok beyan yan yana getirilmiş ancak bu beyanların benim şahsıma yönelen suçlara nasıl bağlandığı açıklanmamıştır. Bu ifadelerden hangisi benim gizli ortak olduğumu söylüyor? Hangisi benim hile teşkil edecek bir işlem yaptığımı söylüyor?

Hangisi benim kamu zararına yol açan hileli bir davranışta bulunduğumu söylüyor? Hangisi benim örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi somut olarak anlatıyor? Cevap açıktır: Hiçbiri” dedi.

‘BEYOĞLU BELEDİYE BAŞKANLIĞINI KAYBETMİŞ OLSAYDIN İDDİANAME YAZILIR MIYDI?’

Güney, “HTS raporunda tespit edilenler delil olarak değerlendirilmiştir. HTS ve baz kayıtları ancak dosyada mevcut olan başka somut, maddi ve doğrudan delilleri destekleyen yardımcı delil niteliğinde değerlendirilebilir. Yardımcı delil, adı üzerinde yardımcıdır. Yardımcı delilin destekleyeceği bir ana delil bulunmalıdır. Ana delil yoksa yardımcı delilden tek başına suç sonucu çıkarılamaz. Gözaltına alınmadan 1 hafta önce tüm banka hesap hareketlerim MASAK’tan alınmış, incelenmiş; ancak şüpheli bir hareket, olağan dışı bir transfer olmadığı görülmüştü. Bu nedenle de iddianamede MASAK raporundan kaynaklı bir suç isnadı yazılmamıştır.

Gizli ortak diye iddia edilen arkadaşlarla ya da başka şüphe uyandıracak birileriyle 1 lira para hareketi olmadığı görüldüğünden bu raporlar, gizli ortaklığın olduğuna değil, olmadığına delildir. Bana yöneltilen suçlama, örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım ettiğim iddiasıdır. Olduğuna inanmadığım, olmayan bir örgüte yardım etmekle suçlanıyorum. Ancak bu suçun oluşması için sadece birilerini tanımak, aynı siyasi çevrede bulunmak, telefonla görüşmek veya aynı şehirde, aynı ilçede yaşamak yeterli olmamalıdır. Bu suçun oluşması için kişinin var olduğu iddia edilen örgütün amacını bilerek ve isteyerek, o amaca hizmet eden somut bir yardım eyleminde bulunması gerekir. Yani ortada bilerek ve isteyerek yapılmış bir yardım olmalıdır.

Burada örgütün varlığı şu anda dahi kanıtlanmış değildir. İddianamede benim hakkımda kullanılan ifadeler; ‘yakınıdır’, ‘arkadaşıdır’, ‘duydum’, ‘sistemde olduğu bilinir’ gibi yoruma, duyuma dayalı ifadelerdir. Belediye başkanlığını kaybetmiş birisi olsaydım, siyasi görevi olmayan birisi olsaydım bu iddianame yazılır mıydı? Bırakın suçu, en ufak bir suça şüphe dahi olmayan bu konularla ilgili ne soruşturma açılırdı ne dava açılırdı. Dolayısıyla bu; Beyoğlu Belediyesi’ni kazanmış olmamızdan yazılmış bir iddianame, kesinlikle siyasi bir davadır. Oysaki iddianame siyasal aidiyete göre değil, somut fiil ve delillere göre yazılmalıydı.

Siyaset adliye koridorlarında değil, sokakta, halka hizmette yarışmalıydı. Yıllarca 22 dolardan pankart yaptırmışlar Beyoğlu Belediyesi’ne. On binlerce pankart yapılmış. Kaç paradan yapılmış bu pankartlar? 22 dolardan yapılmış. Biz kaç paraya yaptık aynı pankartı? 2 buçuk dolara yaptık. Eğer tersi olsaydı, o dönem 2 buçuk dolara yapılan bir işi biz bugün 22 dolara yapıyor olsaydık; iddianamede muhtemelen bir eylem olarak da o yer alacaktı” dedi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme başkanı, İçişleri Bakanlığı’nın davaya katılma talebinin kabulüne karar verdi. Mahkeme heyeti, duruşmanın sağlık durumu elvermesi halinde Tuncay Yılmaz'ın, aksi durumda ise Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla devam edeceğini belirterek, duruşmayı 6 Temmuz Pazartesi gününe erteledi.

More like this

Kastamonu'da orman yangını: Alevlere havadan ve karadan müdahale edildi

Kastamonu'da çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale edildi. Sarp kayalık bölgede etkili olan alevler, yangın söndürme helikopteri ve orman ekiplerinin hızlı çalışmasıyla söndürüldü.

Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk kimdir, nereli ve kaç yaşında? Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk'ün biyografisi!

Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk vatandaşlar tarafından merak konusu oldu. Sınırların ötesinde gezinen Öztürk, kimsenin gidemediği yerlere gidiyor; tehlikeyle kol kola geziyor. Peki, Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk kimdir, nereli ve kaç yaşında? İşte Kuralsız Sokaklar sunucusu Mert Öztürk'ün biyografisi...

İran'dan Washington'a Bahreyn salvosu! "ABD, gerçek barışı sürekli hiçe saydı"

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin Batı Asya’da gerçek barış ve güvenliği sürekli hiçe saydığını belirtti.