HomeTürkçe HaberlerGündemPakistan’da IMF reçetesi: Posta ve elektrik işçileri özelleştirmeye karşı ayağa kalkıyor

Pakistan’da IMF reçetesi: Posta ve elektrik işçileri özelleştirmeye karşı ayağa kalkıyor

Published on

spot_img

Dış Haberler

Pakistan’da hükümetin kamu hizmetlerini “verimlilik” ve “mali yükü azaltma” gerekçesiyle yeniden yapılandırma planı, posta ve elektrik emekçilerini aynı hatta buluşturdu. Pakistan Postası çalışanlarının 1 Temmuz için yaptığı ülke çapında grev uyarısı, IMF programıyla hızlanan özelleştirme gündemine karşı büyüyen tepkinin yeni halkası oldu.

Pakistan’da kamu hizmetlerinin geleceği, yalnızca bütçe açığı ya da şirket bilançoları üzerinden değil, milyonlarca kişinin temel hizmetlere erişimi üzerinden tartışılıyor. Hükümetin Pakistan’ın ulusal posta idaresi Pakistan Postası için hazırladığı yeniden yapılandırma planı, sendikaların “özelleştirme ve küçülme” uyarısıyla karşılandı. Pakistan Posta İşçileri Federasyonu, planın geri çekilmemesi halinde 1 Temmuz’dan itibaren ülke çapında protesto hareketi başlatacağını duyurdu.

İnternet gazetesi Dawn‘ın aktardığına göre İletişim Bakanlığı tarafından onaylanan plan, Pakistan Postası’nın “operasyonel verimliliğini artırma” ve kurumun mali yükünü azaltma hedefiyle hazırlandı. Ancak planın içeriği, kamu emekçileri açısından sert bir tasfiye programı anlamına geliyor: İnsan kaynağında yaklaşık yüzde 30 azaltım, posta varlıklarının ticari kullanımının artırılması, bazı binaların kiralanması, hizmetlerin yeniden yapılandırılması ve binlerce postanenin dijitalleştirilmesi gündemde.

Kırsal nüfus için posta hâlâ temel hizmet

Sendika cephesi ise meseleyi yalnızca çalışanların iş güvencesi olarak görmüyor. Pakistan Posta İşçileri Federasyonu Başkanı Pervez Ahtar, hükümetin evrensel posta hizmeti sağlama sorumluluğunu budadığını vurguluyor. Ahtar’a göre evrensel posta hizmeti sübvansiyonlarının çekilmesi, özellikle kırsal ve uzak bölgelerde yaşayan yaklaşık 120 milyon kişiyi olumsuz etkileyecek.

Pakistan’da posta hizmeti, büyük kentlerde kargo ve lojistik piyasasının rekabet başlığı gibi görünse de kırsal bölgelerde hâlâ temel bir kamu hizmeti niteliği taşıyor. Sendikanın itirazı da bu noktada yoğunlaşıyor. “Zarar ediyor” denilen hizmetlerin gerisinde, piyasa koşullarında kârlı görülmeyen ancak halkın yaşamı için gerekli olan kamusal görevler bulunuyor.

Pakistan Postası, özellikle kırsal ve uzak bölgelerde milyonlarca kişi için temel kamu hizmetlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Kadro açığı tasfiyeye gerekçe yapılıyor

Posta çalışanları, hükümetin reform adı altında idari başarısızlıkların faturasını emekçilere çıkardığını belirtiyor. Sendikaya göre 1988’den bu yana nüfus ciddi biçimde artarken postane sayısı azaldı. Uzun süredir uygulanan işe alım yasağı nedeniyle kadroların yaklaşık yüzde 40’ı boş kaldı ya da kaldırıldı. Çalışanlar, eksik personel ve tamamlanmayan modernizasyon projeleri nedeniyle aksayan hizmetlerin şimdi özelleştirme gerekçesi haline getirildiğini söylüyor.

Elektrik işçileri de aynı gündeme karşı sokakta

Pakistan’da posta emekçilerinin tepkisi tekil bir çıkış değil. Haziran başında Sindh eyaletinin Haydarabad, Larkana, Mirpurhas, Badin ve diğer kentlerinde binlerce elektrik işçisi, elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine karşı yürüyüşler düzenledi. Tüm Pakistan Hidroelektrik İşçileri Sendikası öncülüğündeki eylemlerde işçiler, satışların iş kaybı ve daha yüksek elektrik faturaları getireceği uyarısında bulundu.

Enerji işçilerinin hedefinde, federal hükümetin elektrik dağıtım şirketleri DISCO’ları özel sektöre açma planı var. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 9 Haziran’da elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirme sürecinin hızlandırılması talimatı verdi. Hükümet, ilk aşamada İslamabad, Gujranvala ve Faysalabad elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesini planlıyor; yatırımcı çekmek için Suudi Arabistan, Türkiye ve Çin’i de kapsayan yatırımcı tanıtım toplantıları düzenlenmesi gündemde.

Elektrik işçileri, bu ayın başında Haydarabad’da düzenledikleri yürüyüşün ardından bir gösteri yaptı.

IMF programının başlığı: Kamu işletmeleri elden çıkarılsın

Bu başlıklar, Pakistan’ın IMF ile yürüttüğü programdan bağımsız değil. IMF’nin 2026 tarihli değerlendirmelerinde enerji sektörü reformları, kamu iktisadi teşebbüslerinin yeniden yapılandırılması ve özelleştirme gündemi programın merkezinde yer alıyor. IMF, elektrik dağıtım şirketlerinde özel sektör katılımını “performans, verimlilik ve yönetişimi iyileştirme” hedefiyle savunurken, Pakistan makamları 27 kamu kuruluşunun özelleştirme listesinde ilerleme kaydedildiğini bildiriyor.

IMF’nin Mart 2026’da Pakistan’la vardığı personel düzeyi anlaşmada da kamu işletmeleri reformu ve özelleştirme gündemi, devletin ekonomideki ağırlığını azaltma hedefiyle birlikte anıldı. IMF’ye göre bu adımlar “özel sektör öncülüğünde büyüme” ve “mali sürdürülebilirlik” için gerekli. Ancak kamu emekçilerine göre bu reçetenin pratik sonucu, iş güvencesinin zayıflaması, kamu hizmetlerinin daralması ve halkın daha pahalı hizmetlerle karşı karşıya kalması.


soL Haber’i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

Kaynak: soL Haber

Latest articles

Borsa günü yükselişle tamamladı! BIST 100 endeksi 14.350,60 puandan tamamladı

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,62 değer kazanarak 14.350,60 puandan tamamladı.

Kolundan tutup zorla götürmek istedi! Silivri'de eski eş kabusu kamerada: Beni öldürecek, yardım edin

Olay, 28 Haziran gece saatlerinde Piri Mehmet Paşa Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, G.G., eski eşi H.Ç.(28)'yi kolundan tutarak zorla götürmeye çalıştı.

Kadın, "Beni öldürecek. Ne istiyorsun benden? İstemiyorum seni. Yardım edin, polisi arayın" diye bağırarak çevredekilerden yardım istedi.

Bu sırada yoldan geçen bir kişi olaya müdahale etmek istedi. Müdahaleye tepki gösteren şüpheli, bir süre telefonla görüştükten sonra kadını kaldırımda bırakarak olay yerinden ayrıldı.

Bunun üzerine H.Ç. ise sokakta koşarak uzaklaştı. Yaşananlar ise çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.

ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI

Olayın ardından polis ekipleri tarafından yakalanan G.G. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Korkudan kimliğini gizledi, yaşadığı dehşeti anlattı: Kızı bana vereceksin

Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı! 1.038 aday başarılı oldu

Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı! 1.038 aday başarılı oldu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, hakim ve savcı yardımcılığı mülakat sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, 2025 ve soru iptali sonrası yeniden değerlendirilen 2024 sınav süreçleri kapsamında toplam...Devamı için tıklayınız

Azerbaycan İsrail'in ‘Ermeni Meselesi’ hamlesini nasıl okuyor? Bakü'nün kırmızı çizgileri netleşti

Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, İsrail Dışişleri Bakanı'nın sözde "Ermeni soykırımının" tanınması teklifini Azerbaycan'ın nasıl değerlendirdiğini ve bunun Güney Kafkasya'daki barış sürecine olası etkilerini, AA Analiz için kaleme aldı.

İlginizi Çekebilir

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın sözde "Ermeni soykırımının tanınması" için sunduğu teklifin kabine toplantısında oybirliği ile kabul edilmesinin ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı 29 Haziran 2026 tarihinde bir açıklama yayımlamıştır. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, 1915 olaylarına ilişkin karmaşık tarihi süreçlerin hukuki ve bilimsel zeminden koparılarak siyasi karar konusu haline getirilmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olacağı ifade edilmiştir. Zira açıklamada da vurgulandığı üzere, tarihi olayların lobilerin baskısı, diplomatik hesaplar ve güncel siyasi konjonktür üzerinden değerlendirilmesi, adalet arayışına hizmet etmez; aksine yeni güvensizlikler üretir. Geçmişin trajik sayfaları arşivler, belgeler, tarihçiler, uluslararası hukukçular ve bağımsız bilimsel komisyonlar aracılığıyla incelenmelidir.

Bu anlamıyla Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklaması, İsrail Hükümetinin sözde “Ermeni soykırımı” ile ilgili kararına verilen ilkeli, ölçülü ve devlet aklına dayalı bir tepki olmakla birlikte; tarihi gerçeklerin korunması, uluslararası hukuka saygı ve Güney Kafkasya’da kalıcı barış gündeminin savunulması bakımından özel önem taşımaktadır.

Kentte sokağa çıkan ne yapacağını şaşırdı: Burası cehennem

İSRAİL’İN BARIŞA KARŞI TUTUMU

İsrail Hükümetinin bu girişimi, Güney Kafkasya’nın barışa en fazla ihtiyaç duyduğu bir döneme rastlamaktadır. Otuz yıla yakın işgal, savaş, yıkım ve zorunlu göçün ardından bölge yeni bir siyasi gerçekliğe girmiştir. Azerbaycan, Karabağ ve Doğu Zengezur’un kurtuluşundan sonra intikam çizgisini seçmek yerine imar, geri dönüş, bölgesel bağlantıların açılması ve güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi yolunu tercih etmiştir. Bu hassas dönemde tarihi tartışmaları alevlendiren her adım, barış sürecine ağır bir yük bindirir ve eski ihtilafların yeniden canlanmasına zemin hazırlar.

Bu bakımdan Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının İsrail Hükümetini söz konusu kararı yeniden gözden geçirmeye çağırması tamamen yerinde ve sorumlu bir tutumdur. Bakü’nün yaklaşımı dar siyasi tepki çerçevesinin ötesindedir. Bu tutum, tarihi hakikatin siyasi manipülasyon malzemesine çevrilmesine karşı açık bir devlet iradesidir.

Türkiye, Azerbaycan için kardeş devlet ve vazgeçilmez stratejik müttefiktir. Bu kardeşlik, tarihi, manevi ve siyasi temeller üzerinde yükselmektedir. Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı ve ülke tarihinde "Umummilli Lider" unvanıyla anılan Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” felsefesi, bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le birlikte çağdaş müttefiklik, ortak güvenlik, karşılıklı destek ve müşterek tarihi sorumluluk anlayışıyla daha güçlü bir aşamaya ulaşmıştır.

Altında sert yükseliş! 6 bin TL sınırını aştı

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2014 yılında Prag’da düzenlenen Doğu Ortaklığı Zirvesi’nde sergilediği tarihi tutum bugün de özel önem taşımaktadır. Dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Türkiye’nin katılmadığı uluslararası platformu Türkiye’ye yönelik ithamlar için kullanmaya çalıştığında, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev “Türkiye burada bulunmuyor ve siz bundan yararlanmaya çalışıyorsunuz. Ancak ben buradayım ve size ben cevap vereceğim” açıklamasıyla Azerbaycan’ın duruşunu net bir biçimde göstermiştir. Bu sözler Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin, diplomatik metinlerin ötesinde, en zor siyasi platformlarda savunulan canlı ve sarsılmaz bir gerçeklik olduğunu göstermiştir.

Türkiye, Azerbaycan için ilkesel bir duruştur. Bugün de aynı ilke geçerlidir: Türkiye’ye haksız tarihi suçlamalar yöneltildiğinde Azerbaycan suskun kalmaz/kalamaz. Tarih Ermeni propagandasının çıkarlarına göre yeniden yazılmaya çalışıldığında Bakü gerçeklerin, onurun ve devlet aklının dilini tercih etmektedir.

NATO’ya Türk İmzası! 2 ülke dışında yapabilen yok

Bakü, dost ülkelerle ilişkilerinde her zaman yapıcı köprülerin korunmasına, karşılıklı güvenin güçlenmesine ve bölgede gereksiz gerilimlerin önlenmesine önem vermiştir. Bu nedenle İsrail Hükümetinin mevcut kararı sorunlu bir adım niteliği taşımaktadır.

Tarihi hafızası Holokost trajedisiyle ayrılmaz biçimde bağlı olan İsrail Devleti, tarihi meselelerin siyasi araç haline getirilmesinin doğuracağı tehlikeleri herkesten iyi anlamalıdır. Bu tarihi hafızanın siyasi konjonktür, çifte standart ve lobicilik hesaplarıyla aynı düzleme çekilmesi son derece sakıncalıdır. Hafıza adaletin zemini olmalı, siyasi baskı aracına çevrilmemelidir.

Yahudi halkı yüzyıllar boyunca Türk devlet geleneğinin cemaatleri koruyan, inanç özgürlüğüne önem veren ve bir arada yaşama kültürünü destekleyen coğrafyalarında yaşamış, kimliğini muhafaza etmiş ve gelişmiştir. Sözde "Ermeni meselesinin" Türkiye’ye karşı siyasi baskı aracına dönüştürülmesi tarihi hafızaya, siyasi basirete ve ahlaki sorumluluğa ters düşmektedir.

Ankara'da NATO Zirvesi! Şehirler arası ulaşım ve yaya hareketliliğinde kısıtlama olacak mı?

ERMENİSTAN AKLISELİM DAVRANIYOR

Dikkat çekicidir ki Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın son açıklaması da bu yaklaşımın ne kadar tehlikeli olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Paşinyan, İsrail Hükümetinin sözde “Ermeni soykırımı”nı tanımasına ilişkin gazetecilerin sorusunu yanıtlarken, Ermenistan’ın bu karara tepki verme ihtiyacı görmediğini belirtmiş ve bu meselenin siyasi hesaplar için bir silaha dönüştürülmesinin Ermenistan’ın çıkarlarına hizmet etmediğini ifade etmiştir. Bu Ermenistan’ın duruşunu göstermesi açısından son derece önemlidir. Çünkü Ermenistan Başbakanı dahi 1915 konusunun üçüncü aktörler tarafından jeopolitik baskı ve siyasi hesap aracı haline getirilmesinin Ermenistan’a fayda sağlamayacağını kabul etmektedir. Bu durumda İsrail Hükümetinin söz konusu kararı, Ermenistan yönetiminin bile mesafeli durmaya çalıştığı tehlikeli bir gündemi yeniden canlandırma riski taşımaktadır. Paşinyan’ın açıklaması, bu meselenin bugün Ermenistan’ın gerçek kalkınma, barış, sınırların açılması ve bölgesel entegrasyon gündemine katkı sağlayan bir başlık olmaktan çıkarak, farklı güçlerin Türkiye’ye karşı kullandığı siyasi baskı aracına çevrilmeye çalışıldığını açıkça göstermiştir.

15 Temmuz ruhu 10. yılında! İletişim Başkanı Duran’dan medya ve akademiye 15 Temmuz çağrısı

İSRAİL NEYİ AMAÇLIYOR?

Sözde “Ermeni soykırımı”nın bugün siyasi düzeyde tanınması, tarihi hakikate hizmet etmekten çok, Ermeni lobisinin ve Güney Kafkasya’daki yeni gerçekliği kabul etmek istemeyen rövanşist çevrelerin çıkarlarına alan açmaktadır. Bu çevrelerin amacı barış sürecini sabote etmek, Türkiye-Ermenistan normalleşmesini zorlaştırmak, bölgesel ulaşım hatlarının açılmasını engellemek ve Güney Kafkasya’yı yeniden bölge dışı güçlerin rekabet sahasına çevirmektir.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklamasındaki temel mesaj açıktır: Bu tür adımlar barışa ve karşılıklı anlayışa katkı sağlamayacağı gibi, mevcut karşıtlıkları derinleştirir. Bölgenin bugün ihtiyaç duyduğu temel gereklilik, geçmişin siyasi silaha dönüştürülmesi yerine egemenliğe, toprak bütünlüğüne, uluslararası hukuka ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir barış düzenidir. İsrail Hükümeti bu kararı yeniden gözden geçirmeli ve devlet politikasının Ermeni lobisinin, rövanşist çevrelerin ve bölgede yeni gerilim dalgası üretmek isteyen güçlerin etkisi altına girmesine izin vermemelidir. Bu adım İsrail’e stratejik kazanç sağlamayacaktır. Azerbaycan ve Türkiye her zaman adaletten, barıştan ve bölgesel işbirliğinden yana olmuştur.

Güney Kafkasya’nın geleceği tarihi mitlerin siyasi mücadele aracı yapılmasıyla kurulamaz. Bu gelecek gerçeklerin kabulü, ulaşım hatlarının açılması, ekonomik işbirliğinin sağlanması, güvenin yeniden tesisi ve devletlerin egemenliğine saygı temelinde şekillenecektir.

Trump ile 'yalvardı' tartışması gündem olmuştu! Meloni'den yeni açıklama: Diz çökmüyorum

More like this

Borsa günü yükselişle tamamladı! BIST 100 endeksi 14.350,60 puandan tamamladı

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,62 değer kazanarak 14.350,60 puandan tamamladı.

Kolundan tutup zorla götürmek istedi! Silivri'de eski eş kabusu kamerada: Beni öldürecek, yardım edin

Olay, 28 Haziran gece saatlerinde Piri Mehmet Paşa Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, G.G., eski eşi H.Ç.(28)'yi kolundan tutarak zorla götürmeye çalıştı.

Kadın, "Beni öldürecek. Ne istiyorsun benden? İstemiyorum seni. Yardım edin, polisi arayın" diye bağırarak çevredekilerden yardım istedi.

Bu sırada yoldan geçen bir kişi olaya müdahale etmek istedi. Müdahaleye tepki gösteren şüpheli, bir süre telefonla görüştükten sonra kadını kaldırımda bırakarak olay yerinden ayrıldı.

Bunun üzerine H.Ç. ise sokakta koşarak uzaklaştı. Yaşananlar ise çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.

ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI

Olayın ardından polis ekipleri tarafından yakalanan G.G. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Korkudan kimliğini gizledi, yaşadığı dehşeti anlattı: Kızı bana vereceksin

Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı! 1.038 aday başarılı oldu

Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakat sonuçları açıklandı! 1.038 aday başarılı oldu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, hakim ve savcı yardımcılığı mülakat sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, 2025 ve soru iptali sonrası yeniden değerlendirilen 2024 sınav süreçleri kapsamında toplam...Devamı için tıklayınız