Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.
Konuşmasına, bölgesel gelişmelere değinerek başlayan Bahçeli, “Dozu her geçen artan sert güç savaşlarının ve bugünü puslu ve geleceği sisli günlerden geçiyoruz” dedi.
İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarının ateşkes kararlarına rağmen devam ettiğini vurgulayan Bahçeli, “1948 yılından beri Filistin halkının özgür yaşama hakkı engellemiş ve 1967 yılından veri işgal derinleşmiştir. Gazze işgal altındadır. Bugün karşımızda bulunan ve bölgenin barış damarlarını sızmış kan makinası Lübnan’a da saldırmıştır. Netanyahu kriz üretim mekanizmasıdır” şeklinde konuştu.
Bahçeli, devamla şunları söyledi:
“1948’den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özlemi ötelenmiş, 1967’den bu yana işgal derinleşmiş, Kudüs’ün statüsü üzerinde pek çok tefrika denenmiş, yerleşim politikalarıyla Filistin toprağı adım adım daraltılmıştır. Gazze ise yıllardır abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınanmıştır.
7 Ekim sonrası İsrail yönetiminin izlediği yol, savaş hukukunun meşruiyet hudutlarını çoktan aşmış, vicdan sahibi milletlerin sabır taşlarını çatır çatır çatlatmıştır. İsrail, günahsız sivilleri defalarca hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş, kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail, ateşkesi ihlal ederek Lübnan’a saldırmakta, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatının karşısında durmakta, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs çerçevesinde taşkın hevesleri okşayan bir istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir.
“CUMHURBAŞKANIMIZA PARMAK SALLAMAK AKIL KARARGÂHLARININ TESLİM BAYRAĞINI ÇEKMESİDİR”
Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Netanyahu’nun siyasi serencamı ayan beyan ortadadır. Başrolünde olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşamaktadır.
Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Ortadoğu’da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alması, Netanyahu’nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır.
Gazze’de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria’da toprak gaspı sürerken, Lübnan’da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye’ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir.”
İİT VE BM’YE TEPKİ
Bölgede süren katliama rağmen Birleşmiş Milletler’in (BM) üç maymunu oynadığını söyleyen Bahçeli, “Gazze’de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken BM üç maymunu oynuyor “Gazze’de ve Beyrut’ta işlenen insanlık suçları ne diplomatik kulislerde örtülecek ne de zamanın tozlu raflarına kaldırılacak bir dosyadır” dedi.
İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) da tepki gösteren Bahçeli, “Kınama cümleleriyle yetinmek izah edilemez. Buradan soruyoruz; neredesiniz?” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, özetle şı ifadeleri kullandı: “Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin ve Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatının kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa’nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan ve yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu’daki acıya lal kesilen şarkının garabeti gözlerimizin önündeyken, ateşkes çağrılarını ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze’de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım koridorları hâlâ güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail’in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kâğıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının, toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir.”
ABD-İRAN ANLAŞMASI
ABD ve İran arasında sağlanan anlaşmaya yönelik değerlendirmede bulunan Bahçeli, mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ettiklerini kaydetti.
MHP lideri şunları söyledi: “Değerli dava arkadaşlarım, böylesine karanlık ve karmaşık bir tablonun ortasında, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır.”
Ayrıntılar geliyor…
Kaynak: BirGün
