
Aydın Hasan –Fransa, 2009 yılında NATO’nun askeri kanadına dönüşünden itibaren Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu’da güçlenen etkisini pasifize etmeye yönelik siyasete ağırlık verdi. Fransa, Türkiye’ye karşı ilk etki alanı yenilgisini, 2008 yılında Rusya – Gürcistan geriliminde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diyaloğu öne çıkaran girişimi ile dönemin Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi gölgede bırakması ile yaşadı.
Macron’un itibar kaybı
Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanı olarak önce 2017’de, ikinci kez ise 2022’de seçildi. Fransa’nın Türkiye karşısındaki etki alanı mücadelesinde Macron döneminde büyük kayıplar devam etti. Fransa, Batı Afrika ile Mali, Nijer Burkina Faso gibi ülkelerin yer aldığı Sahel bölgesinde sömürgecilik karşıtı dalga karşısında büyük kayba uğradı. Fransa ordusu, bu ülkelerden kovuldu. Bölgede Fransa’nın çekilmesinden kaynaklanan boşluğu dolduran önemli ülkelerden biri Türkiye oldu. Türkiye’nin başarısında insani diplomasi, Türk SİHA’ları, savunma anlaşmaları da önemli rol oynadı.
Yine Macron döneminde, Halife Hafter’i el altından destekleyen Fransa, Libya’da Türkiye’ye karşı kaybetti. Fransa, böylece Libya’nın batısında Akdeniz enerji denkleminin de dışında kaldı. 2020’de Azerbaycan’ın Türkiye’nin teknik desteği ile Ermenistan’a karşı Karabağ savaşını kazanması ise, Fransa’yı Güney Kafkasya denkleminden de düşürdü. Fırat’ın doğusundaki PKK uzantısı YPG – SDG unsurlarını destekleyen Fransa, Suriye hükümetinin harekatının ardından bu bölgedeki gücünü de kaybetti.
Agresif siyaset
Macron’un son dönemde ise Doğu Akdeniz ile Kıbrıs üzerinden Türkiye’yi çevreleyici agresif siyasete yönelmesi dikkat çekti. Fransa ile Yunanistan arasında savunma anlaşması, bu yıl yenilendi.
Macron, Nisan ayında GKRY’yi ziyaret ederek Rum lider Hristodulidis ile ortak basın toplantısı düzenlemiş, ülkesi ile GKRY arasında Kuvvetler Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) haziran ayında imzalanacağını açıklamıştı. Fransız ordusunun Güney Kıbrıs’a daimî olarak yerleşmesine olanak veren sözkonusu anlaşma 8 Haziran’da imzalandı.
GKRY’de İran’ın füze saldırısından sonra mart ayından beri Fransa’nın bir hava savunma birliği bulunuyor. Suriye ve Lübnan’da yeniden etkili olma arayışı içinde olan Fransa’nın Rumların Mari kasabasındaki askeri limanı ile Baf kentindeki Andreas Papandreu askeri üssünü kullanmayı istediği belirtiliyor.
Rum ordusunun, modernizasyon kapsamında Fransa’dan savaş helikopterleri ve hava savunma sistemleri satın aldığı haberleri de kamuoyuna yansımıştı.
‘Yok hükmünde’
Fransız askeri unsurlarının adada konuşlandırılmasının yanısıra taraflar arasında askeri alanda ortak tatbikat icrası, eğitim, askeri tesislere teçhizat desteği ve savunma sanayii işbirliğinin geliştirilmesini de içeren SOFA anlaşmasına, KKTC Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamaya tepki gösterdi.
Açıklamada, “İnsani amaçlar kisvesi altında esasen askeri kazanım ve avantaj elde etmeye yönelik giderek yoğunlaşan ve Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki özden gelen egemen eşit haklarını yok sayan bu ve benzeri adımlar, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin kurulan hassas dengeleri bozmaya yönelik olup KKTC ve Kıbrıs Türk halkı açısından yok hükmündedir. Fransa’yı da bölgemize zarar veren girişimlerine son vermeye davet ediyoruz” denildi.
Hukuka aykırı
Ada’da Fransız askeri varlığını kalıcı hale getirilmesi uluslararası hukuk açısından sorunlu bir alanı oluşturuyor. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruşunda İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında garantörlük anlaşması imzalanmıştı. Üç ülke arasında imzalanan garantörlük anlaşması Kıbrıs’ta başka bir ülkenin asker bulundurmasını tartışmalı hale getiriyor. Türkiye, bu durumu uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor.
‘Küstah yazı’
Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Fileleftheros gazetesinde 9 Haziran tarihinde yayımlanan başyazıda, “Türkiye bedel ödemeli” ifadesi kullanıldı. Yazıda, AB savunma bakanlarını taşıyan uçakların Güney Kıbrıs’a gelişi sırasında Türk F-16’larının bölgede bulunması sert biçimde eleştirildi ve AB’nin Türkiye’ye karşı daha kararlı tavır alması istendi.
Kaynak: Milliyet
