HomeTürkçe HaberlerGündemÖzgür Özel’in zor kararı

Özgür Özel’in zor kararı

Published on

spot_img

CHP’deki hava gittikçe bozuluyor. İşler tam iktidarın istediği noktaya geldi. Ortaya çıkan görüntüleri seyrederken birilerinin keyiften dört köşe olduğunu tahmin etmek zor değil. Grup toplantısında kimin konuşacağı belli olmayan, iki ekibin karşı karşıyaymış gibi göründüğü, memleketi unutup kendi derdine düşmüş bir CHP imajı yaratılıyor. Medyada sabah-akşam CHP içindeki çekişme konuşuluyor. Yandaş medya konuyu harladıkça harlıyor, işleri hepten kontrolden çıkarmak için elinden geleni ardına koymuyor. Tabii tüm bunların alt metnine “Bunlar daha kendi birliklerini sağlayamamış, ülkeyi nasıl yönetecekler” mesajı yerleştiriliyor.

Kemal Kılıçdaroğlu saf bir siyasetçi değil. Başarısızlığı ve seçim yenilgileriyle ün yapmış bir isim olsa da neyin ne olduğunu anlayabilecek bir tecrübeye ve akla sahip. Dolayısıyla “ne yaptığını bilmiyor” olamaz. Kılıçdaroğlu’nun U dönüşü, bir düzen siyasetçisinin geçirebileceği türden bir metamorfoz. Siyasete giren herkes düzen siyasetçisi olmak zorunda değil elbette ancak böyle olmayanlar ne yazık ki istisna. Birçok insan, siyasette yapılan keskin dönüşleri, kendi tutarlılık ölçüsü ve etik sabitleri üzerinden değerlendirir. Bu yüzden dün “ak” dediğine bugün “kara” diyenin rahatlığını ve utanmazlığını anlamlandıramaz. Oysa düzen siyasetçisi için çıkarlar ve kazançlar vardır. Düzen siyasetçisinin derisi kalındır, kolay kolay utanmaz. Düzen siyasetçisi, dilinden düşürmediği ahlakı ve namusu aslında yük olarak görür.

Kendisine yeni bir kariyer rotası belirleyen Kılıçdaroğlu da çıkarının ve kazancının peşinde. Mayıs 2023’te 13. yenilgisini alıp Kasım ayında da partideki liderliğini değişim iradesine kaybedince onun için bir dönem sona ermişti. Önündeki tek rasyonel seçenek aktif siyasetten emekli olmasıydı. Ne var ki Türkiye’deki olağanüstü siyasi koşullar, ona karanlık tarafa geçebileceği hileli bir seçenek sundu. Bu seçenek uyarınca, CHP’ye arka kapıdan girmek ve kendisini gönderen değişimcilerle hesaplaşmak için “mahkeme kararı” adı altında Saray’la işbirliği yapması gerekiyordu. Kılıçdaroğlu, emekli olmak yerine bu seçeneğe yöneldi ve diğer düzen siyasetçilerinden hiçbir farkı olmadığını kanıtladı. Yeni kariyer rotasını, Erdoğan’ın daimi iktidarı üzerine kurdu. Bugün de her şeyi bu anlaşmaya sadık kalarak yürütüyor.

Önce “FETÖ” iması ve “arınma” cinliği, şimdi de “halk ayaklanması” ve “dış müdahale” sözleri… Kılıçdaroğlu, CHP yönetimini Türkiye’yi yabancılara şikâyet etmekle suçlamaya başladı. Geçmişte kendisine yöneltilen suçlamaları, bu kez kendi ağzıyla Özel yönetimine yöneltiyor. Çünkü düzen siyasetinde utanma ve rezil olma duygusuna, çıkar ve kazanma hırsı baskın gelir. Kılıçdaroğlu da kazanmak için her yolu mubah görüyor. İBB davası sanıklarından Fatoş Pınar Türker, Silivri mahkemelerinde uğradığı psikolojik ve fiziki işkenceleri, baskıları anlatırken Kılıçdaroğlu delilsiz iddiaları gerçek kabul edip “partiyi arındırmak”tan bahsediyor. İşte böyle vahim bir hal içinde Kılıçdaroğlu. Ne siyaseten ne de ahlaken meşru bir konumda.

Dolayısıyla şunu bilmek gerek; Kılıçdaroğlu seçimini çoktan yaptı. CHP’yi 47 yıl sonra birinciliğe taşıyan değişimcileri ihraç etmeden de partiyi kurultaya götürmeyecek. Üstelik Özel ve ona yakın isimleri sadece partiden tasfiye etmeyecek, yargının da önüne atacak. Özel yönetimine yönelik tüm sözlerini, muhtemelen iddianamelerde yeniden okuyacağız. Kılıçdaroğlu’nun yeni kariyer rotasında geri dönüş yapma şansı yok. Eğer ona verilen bu görevden cayarsa, kendisinin de başı derde girebilir. Çünkü İmamoğlu’nu “suç örgütü lideri” olarak kabul eden bir dosyaya itibar ederseniz, İmamoğlu’nun siyasi kariyerinde basamakları çıkarken karar verici makamda olan bir genel başkanı bundan soyutlayamazsınız. “Özür diliyorum” demekle kapanmaz o mesele. Kılıçdaroğlu yaptığı pazarlığın tüm olası sonuçlarının farkında.

CHP’nin seçilmiş ve meşru lideri Özgür Özel’in sonuna kadar haklı olduğunu aklı başında herkes görebiliyor. Mutlak butlan kararının ardından partiyi koruma ve alanı terk etmeme refleksi de gayet makuldü. Ancak diğer taraftan da şöyle bir gerçek var: CHP’nin iç tartışmalara boğulup tüm enerjisini parti içindeki çekişmede tüketmesi, rejimin en çok istediği şey. Bu hem ana muhalefetin yurttaş nezdindeki güvenilirliğini sarsıyor hem de siyaseten CHP’yi felç ediyor. Bu durum daha ne kadar böyle sürdürülebilir? Sürekli içeriye odaklanan, her hafta Kılıçdaroğlu’yla meşgul olan, kendi kürsüsünü ve konumunu koruma telaşına düşmüş bir muhalefet, toplumun geniş kesimlerinde nasıl heyecan ve beklenti yaratabilir?

Özgür Özel’in önünde zor bir karar var. Elbette “Baba Ocağı” olarak görülen CHP’yi geride bırakmak kolay değil. Ancak bu haliyle CHP içinde iktidar karşıtı mücadele yürütmenin olanakları da gün geçtikçe azalıyor. Kılıçdaroğlu’nun hedefi ve rejimin ondan beklentileri düşünüldüğünde, yasal/hukuki yolları zorlayarak bir sonuç alınmayacağı da ortada. Bununla birlikte yeni bir parti kurmak, her şeye yeni baştan başlamak demek ve uzun yıllardır CHP içinde siyaset yürütmeye alışmış kadrolarla bu kolay olmayabilir. Yeni oluşum, dikensiz bir yolu da garanti etmiyor. En başta Özel’in üzerindeki siyasal ve yargısal baskı günden güne artıyor. Kanıksanmış sınırların aşıldığı, her şeyin mümkün olabileceği bir taarruz döneminin içindeyiz. 

Fiilen kapatılan, hatta belki kapatılmaktan da beter edilen CHP’nin ideolojik, örgütsel ve toplumsal sınırlarını aşabilecek bir muhalefet hareketinin potansiyeli Türkiye’de mevcut. Muhalefet hattında seferberlik ruhunu yaygınlaştırmak gerekiyor. Halkın büyük çoğunluğu bu düzenin devamını istemediği gibi CHP’yi hedef alan “mutlak butlan” kararının da hukuki olmadığını biliyor. Yurttaş tavizsiz, mücadeleci ve birleşik bir muhalefetten yana. Tarih muhalefeti, halkın talep ve beklentileri etrafında, odağına Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sorunlardan demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlükler yönünde çıkış hedefini koyan, kişilere sıkışmayan, kolektif akıl ve enerjiyle adımlarını atan geniş tabanlı bir demokrasi yürüyüşüne çağırıyor.

Kaynak: BirGün

Latest articles

TCMB rezervleri yeniden yükselişte! Net rezervlerde 1,18 milyar dolarlık artış

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 5 Haziran 2026 haftasına ilişkin Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Gelişmeleri verilerini açıkladı. Verilere göre, toplam rezervler ve net uluslararası rezervlerde haftalık bazda artış kaydedildi.

FIFA Başkanı Infantino'yu terleten Dünya Kupası sorusu

FIFA Başkanı Gianni Infantino, 2026 Dünya Kupası öncesinde basınla buluştu. Elbette Infantino'ya sorulacak çok soru vardı. BBC muhabiri, Somalili hakemin vize reddi yemesinden; İranlı futbolculara kadar yaşanan skandalları sordu FIFA Başkanı'na. Infantino ise kendini savunamadı. "Azıcık sakin olun, rahatlayın." dedi.

'İyi Ki Benim Kızımsın'

Bir dönemin popüler mankenlerinden Demet Şener, ilk göz ağrısı olan kızının doğum gününü, sosyal medya hesabından paylaştığı duygusal bir mesajla kutladı.

Zeynep Atılgan'la Aşk Yaşıyor

Özel hayatıyla gündemde olan Ali Öner, nişanlısını aldattığı iddiası üzerine ihanet iddiasını reddetmişti. Öner ve Atılgan şimdilerde tatil yaparken eski nişanlı Livanur Aydın'dan yeni açıklama geldi.

More like this

TCMB rezervleri yeniden yükselişte! Net rezervlerde 1,18 milyar dolarlık artış

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 5 Haziran 2026 haftasına ilişkin Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Gelişmeleri verilerini açıkladı. Verilere göre, toplam rezervler ve net uluslararası rezervlerde haftalık bazda artış kaydedildi.

FIFA Başkanı Infantino'yu terleten Dünya Kupası sorusu

FIFA Başkanı Gianni Infantino, 2026 Dünya Kupası öncesinde basınla buluştu. Elbette Infantino'ya sorulacak çok soru vardı. BBC muhabiri, Somalili hakemin vize reddi yemesinden; İranlı futbolculara kadar yaşanan skandalları sordu FIFA Başkanı'na. Infantino ise kendini savunamadı. "Azıcık sakin olun, rahatlayın." dedi.

'İyi Ki Benim Kızımsın'

Bir dönemin popüler mankenlerinden Demet Şener, ilk göz ağrısı olan kızının doğum gününü, sosyal medya hesabından paylaştığı duygusal bir mesajla kutladı.