Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

İnsan Nasıl Hukukun “Kişi”si Oldu?

İnsan Nasıl Hukukun “Kişi”si Oldu?

İnsan Nasıl Hukukun “Kişi”si Oldu?

Aynaya baktığınızda kanlı canlı bir insan sureti görürüz. Hukuk, o biyolojik varlığa görünmez bir maske takar: "Kişi" Bu maske olmadan mülkiyet yoktur, sözleşme yoktur, hak yoktur. Bu yazı, maskenin yani —“persona”nın— nasıl icat edildiğinin hikâyesidir.

I. Roma: Bir Maske Olarak “Kişi”
Roma’da “kişi” olmak doğuştan gelen bir hak değildi. Bir statüydü. Bugün kullandığımız “person” kelimesi, Roma’daki persona kavramından gelir. Bu kelime başlangıçta hukuki değil, tiyatraldi.

Ama herkes bu rolü oynayamazdı. Roma’da bir insanın “kişi” sayılması için belirli statülere sahip olması gerekiyordu: özgürlük, vatandaşlık ve aile içindeki konum. Bu statülerden birini kaybeden biri, biyolojik olarak yaşamaya devam etse bile hukuken “ölmüş” sayılabiliyordu.

Roma’nın dünyasında iki farklı varoluş vardı: Biyolojik yaşam ve Hukuki yaşam. Köleler biyolojik olarak yaşıyordu. Ama hukuken yoktular. Onlar bir “kişi” değil, bir “şey”di.

Bu ayrımın en sert hali doğum anında görülüyordu. Yeni doğan bir çocuk, ancak aile babası tarafından havaya kaldırılırsa “kişi” haline geliyordu. Aksi halde, o biyolojik yaşamın bir karşılığı yoktu. Hukuk şunu söylüyordu: Doğmak yetmez. Tanınman gerekir.

II. Orta Çağ: Bireyin Kayboluşu
Roma’nın ardından gelen Orta Çağ’da “kişi” kavramı geri çekildi. Çünkü birey yoktu.

İnsanlar sürekli bir topluluğun içindeydiler. Aynı mekânlarda uyuyor, birlikte çalışıyor ve neredeyse hiç yalnız kalmıyorlardı. “Özel hayat” diye bir şey yoktu. Öyle ki yalnız olmak, cüzzamlı olmaya eşdeğerdi.

Dolayısıyla hukuki kişilik de bireye ait değildi. Topluluğa aitti. Sen bir “kişi” değildin. Bir zincirin halkasıydın. Ama tam bu dönemde kritik bir kırılma yaşandı: Hukuk, insanın dışındaki statülerden çok, içindeki niyete bakmaya başladı.

Suç artık sadece yapılan eylem değil, o eylemin arkasındaki iradeydi. Bu, modern bireyin doğumuna ilişkin başka önemli bir kırılma noktasıdır.

Aynı dönemde hukuk bir başka radikal adım attı: Cansız varlıklara “kişilik” verdi. Manastırlar, kiliseler, kurumlar… Yani hukuk, maskeyi artık sadece insanlara değil, hiçbir zaman insan olmamış yapılara da takıyordu. Buradan da "tüzel kişi" doğdu.

III. Aydınlanma: Evrensel “Özne”nin İcadı
17. ve 18. yüzyılda büyük bir kırılma daha yaşandı. Hukuk, statüler düzeninde tanımlanan insanı terk etti. Yerine “özne”yi koydu. Artık her insan “Eşit, Özgür ve Rasyonel” bir varlık olarak kabul ediliyordu.

İnsan, bir “araç” değil; başlı başına bir “amaç”tı. Bu fikirler felsefi olarak devrimciydi. Ama hukuka geçtiğinde başka bir şeye dönüştü.

18.yüzyıl felsefesi, yepyeni bir soyut bir model yarattı: Tamamen rasyonel ve "hesap kitaba göre hareket eden" bir “hukuki insan.” Bu insan;
• Duyguları olmayan
• Toplumsal bağlarından arınmış
• Sadece aklıyla hareket eden bir varlıktı.

Gerçek dünyada böyle biri yoktu. Ama hukuk, onu varsaydı.

IV. Kırılma: Maskenin Ardındaki Gerçek
Bu kusursuz model, gerçek dünyayla karşılaşmasında çatladı. Hukuk, bir fabrika sahibi ile bir işçiyi “eşit iki özne” olarak tanımlıyordu. Ama gerçeklik böyle değildi. Burada bir başka tartışma konusu doğdu: İnsan gerçekten özgür müydü? Yoksa özgür olduğu varsayılan bir varlık mıydı?

Bir görüşe göre “Hukuki özne”, insanı özgürleştirmek için değil, onu sorumlu kılmak için icat edilmişti. Sözleşme yapabilen bir insan, aynı zamanda borçlanabilen bir insandı. Örneğin; Almanca’da Suç" ve "Borç" kavramları aynı kelimedir: (Schuld). Özgürlüğün sorumluluğu getirmesi adına bu kelime oldukça manidardır. Ayrıca borçlanabilen insan, kontrol edilebilir bir insandı. Hukuk, maskeyi sadece hak vermek için değil, disipline etmek için de kullanıyordu.

V. Modern Dünya: Rasyonel Bireyin Çöküşü
Modern toplumda hukuk, bireye özgürlük sunduğunu iddia eder. Ama bu özgürlük çoğu zaman seçim yapma zorunluluğu doğurur.

Çalışmak, sözleşme yapmak ve bu şekilde sistemin içinde kalmak zorundasın. “Kişi” sadece bir hak öznesi değil, aynı zamanda sistemin işleyen bir birimidir.

Sonuç: Dijital Çağda Yeni “Persona”

Fiziksel bedenlerden sıyrılan modern maskemiz, algoritmaların ve dijital verilerin ardında yeniden inşa ediliyor.

Günümüzde bu hikâye bitmiş değil. Sadece biçim değiştiriyor. Artık kimliğimiz, verilerimizde, algoritmalarda ve dijital izlerimizde yaşıyor.

Fiziksel bedenimizden bağımsız bir “dijital persona” oluşuyor. Hukuk, şimdi yeni bir soruyla karşı karşıya: “Bu yeni varlıklar da birer kişi midir?” Yapay zekâya, algoritmalara, veri kimliklerine “kişilik” vermeyi tartışıyoruz.

ABD’de yapay zeka ile sohbeti sonucunda 14 yaşında bir genç intihar etti. Ailesi bu intiharın sorumlusunun teknoloji şirketi olduğunu iddia ediyor. Şirket ise bu durumdan yaşanan üzüntüyü dile getirdi. Böyle bir olayın tekrarlanmaması için çalışma yapıldığı ifade edildi. Çağımız açısından yeni görünen bu durum, tarihi perspektifte yeni değil. Roma’nın tiyatro maskesi, sadece sahne değiştirdi.

Sonuç Olarak:
“Kişi” dediğimiz şey, tabiatın bir gerçeği değildir. Tarihin, toplumun ve iktidarın birlikte inşa ettiği bir kurgudur. Her çağ, bu maskeyi yeniden şekillendirir. Bugün biz de kendi çağımızın dönüşümü içindeyiz.

Özel Hukuk Serisinin Diğer Yazıları

1)Read “Eşyanın Sessiz Çığlığı: Modernliğin Gölgesinde Miras ve Vefa“ by InterLegar on Medium: https://medium.com/t%C3%BCrkiye/e%C5%9Fyan%C4%B1n-sessiz-%C3%A7%C4%B1%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-modernli%C4%9Fin-g%C3%B6lgesinde-miras-ve-vefa-54d6a715b05d

2)Read “Medeni Kanun Madde 1: Normun Tarihi“ by InterLegar on Medium: https://medium.com/t%C3%BCrkiye/medeni-kanun-madde-1-normun-tarihi-0f0dc94af951

3)Read “Medeni Kanun 1.Maddenin Sosyo- Politik Haritası“ by InterLegar on Medium: https://medium.com/t%C3%BCrkiye/medeni-kanun-1-maddenin-sosyo-politik-haritas%C4%B1-03ed6670cbbf

4)Read “Biyolojiden Biyografiye: Medeni Kanun’un Sosyolojik ve Felsefi Haritası“ by InterLegar on Medium: https://medium.com/@InterLegar/biyolojiden-biyografiye-medeni-kanunun-sosyolojik-ve-felsefi-haritas%C4%B1-be2f6e01fb2d

5)Read “Anonim Hukuktan Devletin Koduna: Medeni Kanun’un Kodifikasyon Serüveni“ by InterLegar on Medium: https://medium.com/t%C3%BCrkiye/anonim-hukuktan-devletin-koduna-medeni-kanunun-kodifikasyon-ser%C3%BCveni-bd915f293bbb

6)Read “Özel Hukukun Arkeolojisi: Bireyin Kalesi ve Eşit(siz)liğin Sahnesi“ by InterLegar on Medium: https://medium.com/@InterLegar/%C3%B6zel-hukukun-arkeolojisi-bireyin-kalesi-ve-e%C5%9Fit-siz-li%C4%9Fin-sahnesi-e2259c16c4d0


İnsan Nasıl Hukukun “Kişi”si Oldu? was originally published in Türkçe Yayın on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkçe Yayın

Advertisement
Advertisement

Related News

All news →
Advertisement