Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

15 Temmuz… Ya başarılı olsaydı?

Gündem

Temel Reis, Kırmızı Başlıklı Kız, Garfield, Cinderella, Bugs Bunny, Alaaddin ve Sihirli Lambası … Bunlar İlhan Cihaner’in Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanıp yargılandığı davada deliller arasında dosyaya giren, kızı Sıla’ya ait 50 kadar çizgi film CD’sinden bazıları. Onlar arasında Sıla’nın ödevlerini kopyaladıkları CD’ler de vardı.

Eşi Muhteber Cihaner’e ait yemek tarifi CD’leriyle birlikte dinledikleri Mozart, Sezen Aksu, Mahsun Kırmızıgül, Mor ve Ötesi, Zülfü Livaneli, Ahmet Kaya, Neşet Ertaş, Zeki Müren ve Funda Arar CD’leri de iddianamenin ek klasörleri içindeydi.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olarak, dokunanın elinin yandığı JİTEM’e ve cemaatlere dokunan, Gülen’le ilgili ilk bütünlüklü soruşturmayı başlatan Cihaner hiç kuşkusuz Fethullahçıların hedef tahtasında 12’nin olduğu noktadaydı.

Nitekim hakkında 26 yıl isteyen ve cezaevine gönderen savcı Osman Şanal da 15 Temmuz’un ardından FETÖ üyeliğinden 11 yıl 3 ay hapis cezası aldı.

***

Buradan bakınca, 15 Temmuz’u “lütuf” sayacakların başında Cihaner’in olması gerek!

Ancak, “lütuf” tanımlaması ilk önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. 15 Temmuz gecesi İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, “Şu anda bu çıkış, bu hareket Allah’ın büyük bir lütfu. Bu tertemiz olması gereken TSK’nın temizlenmesine vesile olacak bir harekettir” dedi.

Darbe girişiminin ikinci yılında Sabah ve Hürriyet için yazdığı makalede de “Darbecilerin, sokağa çıkmayacağını, silah görünce sineceğini, pusacağını, hatta çil yavrusu gibi dağılacağını varsaydığı” milletin ilk kez direnerek darbeyi püskürttüğünü vurguladı. Artık “27 Mayıs darbesi sonrasında Başbakan ve bakanlarının, 12 Eylül sonrasında evlatlarının uyduruk bahanelerle darağacına gönderilmesini çaresizce, içi kan ağlayarak izleyen” millet gitmiş, darbecileri dağıtan ve “tüm dünyada demokrasinin şeref ve haysiyetini kurtaran” bir millet gelmişti!

***

Lütuf ya da şer gibi görünen ama hayır olan şey de “7 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nda ete kemiğe bürünen o diriliş sürecinin sonunda, 16 Nisan Halkoylaması ve 24 Haziran seçimleriyleCumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmekti.

Yarın 15 Temmuz’un 10’uncu yılında 81 ildeki törenlerde bunu kutlayacağız.

Ancak, FETÖ’nün ülke için ne büyük tehlike ve tehdit olduğunu ilk saptayan ve onun gazabına uğrayan biri olmasına karşın, dün 15 Temmuz değerlendirmesini aldığım Cihaner pek de o kutlama havasında değil.

***

Fethullahçıları, siyasi iktidarla birlikte ekonomiye, yargıya, akademiye ve nihayet orduya hukuk dışı yollarla müdahale etmiş ve orduda edindiği güçle darbe yapmaya bile cüret edebilmiş bir yapı olarak değerlendiren Cihaner, 15 Temmuz’un devlet içindeki yapılarla gerçekten mücadele etmek, hukuk devleti, özgürlükler ve demokrasinin inşası için bir fırsat olabilecekken tersi yönde kullanıldığını söylüyor.

Fethullahçıların tasfiyesi için çıkan ilk kararnameyle 15 bin kadar Eğitim-Sen’li öğretmen ihraç edildi. Yargıda bağımsız duran, Fethullahçılara karşı ancak dünya görüşü AKP’ye uymayan hâkim ve savcılar da tasfiye edildi. Ve OHAL koşullarında yapılan bir referandumla bugün karşı karşıya olduğumuz temel sorunların kaynağı olan cumhurbaşkanlığı sistemine geçildi.

Cihaner’e göre, bugünün mahkemeleri ve iddianamelerinde de Sıla’nın CD’lerini bile aratan “deliller” var!

Asıl dehşet verici olansa, 15 Temmuz’un 10’uncu yıldönümünde FETÖ’nün en önemli hedeflerinden birinin ağzından şu cümleyi duymak: “Darbe gerçekleşseydi de yaşayacaklarımız bugün yaşadıklarımızla yarışırdı!”      

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement