HomeTürkçe HaberlerGündem2026 Dünya Kupası değil, ABD'nin emperyal sınır gösterisi

2026 Dünya Kupası değil, ABD'nin emperyal sınır gösterisi

Published on

spot_img

​FIFA’nın sponsor panolarına, görkemli yayın tanıtımlarına ve sahte tören konuşmalarına gizlediği o meşhur yalan bir kez daha patladı: “Futbol dünyayı birleştirir.”

İlk kez 48 takımın katılımıyla, kıtaları aşan bir “futbol bayramı” olarak pazarlanan 2026 Dünya Kupası, daha ilk düdük çalmadan turnuvanın ev sahiplerinden ABD’nin emperyal güvenlik rejiminin ve göçmen düşmanlığının vitrinine dönüştü.

Sahaya oyunculardan önce Trump yönetiminin sınır polisi çıktı. Turnuvanın sözde birleştirici ruhu Washington’ın soğuk duvarlarına çarparak tuzla buz oldu.

​Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan’ın havada kesilen hayali, Senegal ve Özbekistan milli takımlarına reva görülen aşağılayıcı muameleler, turnuvanın özelleştirilmiş bir ABD sınır karakoluna dönüştüğünün en açık kanıtı.

Washington’ın dünyaya vaat ettiği şey bir futbol şöleni değil; emperyal kapı kontrolü, şüphe ve açık bir tahakküm gösterisi.

SOMALİLİ HAKEMİN HAYALİ MIAMI’DE BİTİRİLDİ

​Bu karanlık tablonun en utanç verici perdesi Miami Havaalanı’nda açıldı. Somali futbolu adına tarihi bir temsili sırtlayan, yılların emeğiyle FIFA tarafından turnuvada görevlendirilen hakem Omar Abdulkadir Artan, ABD toprağına ayak basar basmaz sınır dışı edildi.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma birimi, “güvenlik incelemesi” gibi ne idüğü belirsiz, bir gerekçenin arkasına sığınarak Artan’ı ülkeye almadı.

Bu karar basit bir bürokratik işlem ya da idari bir tasarruf değil, Trump yönetiminin seyahat yasaklarıyla, ırkçı kısıtlamalarla hedef aldığı ülkelere yönelik sömürgeci refleksinin futboldaki izdüşümü.

Washington, dünyanın yoksullaştırılmış coğrafyalarından gelen insanları daha baştan “potansiyel tehdit” olarak kodluyor. FIFA “kapsayıcılık” masalları anlatadursun, ABD kapıda pasaportun rengine göre hakem ayıklıyor.

​SAHADA FUTBOLCU DEĞİL, “POTANSİYEL SUÇLU” ARADILAR

​Emperyal kibrin tek hedefi Somalili hakem de değildi. Afrika futbolunun en güçlü temsilcilerinden Senegal Milli Takımı, ABD’ye girişinde sportif bir heyet gibi değil, adeta bir suç şebekesi gibi karşılandı.

Kameralara yansıyan o aşağılayıcı güvenlik prosedürleri, “olağan kontrol” denilerek geçiştirilemez. Senegal kadın basketbol takımını geçmişte vize engelleriyle baltalayan Amerikan aklı, bugün aynı ayrımcı kuşatmayı Dünya Kupası sahnesine taşıyor.

​Benzer bir “güvenlik devleti” tiyatrosu New York’ta, tarihinin en büyük turnuvasına hazırlanan Özbekistan Milli Takımı’na oynandı. Hollanda ile yapacakları hazırlık maçı öncesinde Özbek futbolcular otobüslerinden indirildi polis köpekleri, metal dedektörleri ve ağır bir kolluk kuşatması eşliğinde arandı.

Sahaya çıkması gereken futbolun heyecanıyken topun önüne dedektörleri, pasın önüne polis köpeklerini diken bir militarizm çıktı. ABD için dünya halkları eşit özneler değil, her an denetlenmesi, hizaya sokulması gereken şüpheli bedenlerdir.

​PARANIZ YETMEZ: TARAFTARA “VİZE DUVARI”

Skandalın faturası takımlarla da sınırlı kalmıyor. Turnuvanın gerçek sahibi olan taraftarlar da bu vahşi sınır rejiminin doğrudan hedefinde.

Haiti, İran, Somali, Senegal ve Fildişi Sahili gibi ülkelerin yurttaşları için ABD kapıları ya tamamen kilitli ya da aşılması imkansız bürokratik bariyerlerle örülü.

Bazı Afrika ülkelerinden istenen 15 bin dolarlık “vize tahvili” gibi haraç kesme uygulamaları, turnuva bileti olanlar için geçici olarak askıya alınsa da zihniyeti ele vermeye yetti: Yoksul ülkeden geliyorsan, futbol aşkın bile Amerikan devletinin gözünde bir “kaçak göçmenlik riski.” 

Bütün bu tablonun arkasında, ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) gölgesinde yaratılan kitlesel bir korku iklimi var. Trump yönetimi göçmen düşmanlığını iç siyasette bir kaldıraç olarak kullanırken turnuvaya gelecek binlerce insan şimdi sahaya değil, cebindeki pasaporta bakıp “Sınır dışı edilir miyim?” endişesi taşıyor.

SPONSORLARIN SESİ GÜR, HAKEMİN PASAPORTU DİLSİZ

​Peki, tüm bunlar olurken o cafcaflı “Irkçılığa Hayır” sloganlarının hamisi FIFA ne yapıyor? Tabii ki derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Çünkü FIFA’nın sahte insan hakları savunuculuğu, milyar dolarlık sponsor panolarını süsleyecek kadar kullanışlı ancak ev sahibi emperyalist bir devletin karşısına dikilemeyecek kadar korkak.

​Eğer bir ülke, turnuvanın resmi hakemini havaalanından kovabiliyor, milli takımları dedektörlerle taciz edebiliyorsa, suç ortağı doğrudan FIFA’dır. FIFA’nın çarkları arasında para konuşur, yayın hakları konuşur, küresel tekeller konuşur ama ne Afrikalı göçmenin onuru ne de dışarıda bırakılan taraftarın sesi kendine yer bulabilir.

​BU LEKE SKOR TABELASIYLA SİLİNMEZ

2026 Dünya Kupası’nın ABD ayağı daha başlamadan ağır bir siyasi leke aldı ve bu leke sahadaki hiçbir golle, hiçbir şampiyonlukla temizlenemez. Washington, dünyaya “futbolun ev sahibi” olduğunu vaaz ederken aslında sadece kendi sömürgeci kibrini ve güvenlik paranoyasını sergiliyor.

​Bu turnuvanın ilk görüntüsü meşin yuvarlak değil, metal dedektörleri oldu. İlk sesi tribünlerin coşkusu değil, sınır polisinin buyurgan tonu. Futbolun kapılarını halklara açmak yerine sınır kapılarını yüzlerine kapatanların turnuvası, meşruiyetini daha başlamadan kaybetti.

Kaynak: BirGün

Latest articles

Gaziantep'te tekstil fabrikasında büyük yangın

Gaziantep'te bir tekstil fabrikasında yangın çıktı. Bölgeye sevk edilen ekipler yangına müdahale ediyor.

CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı: CHP'DE UZLAŞMA SAĞLANACAK MI?

CHP’de liderlik ve kurultay tartışmaları, parti içi dengeleri belirleyecek kritik bir sürece dönüşmüş durumda. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel kanatları arasında özellikle kurultayın yöntemi ve takvimi konusunda derin görüş ayrılığı yaşanırken, taraflar henüz ortak bir zeminde buluşabilmiş değil. Gözler Perşembe günü yapılacak Parti Meclisi toplantısına çevrilmiş durumda. Parti kulislerine göre Kılıçdaroğlu, sürecin mahalle–ilçe–il kongreleriyle uzatılarak “yeni delegasyon” üzerinden yürütülmesini savunurken; Özgür Özel cephesi mevcut delegelerle yaklaşık 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gidilmesini istiyor. Bu temel ayrışma, sürecin kilit noktası olarak öne çıkıyor. Sürece Mansur Yavaş başta olmak üzere bazı büyükşehir belediye başkanlarının da dahil olduğu, taraflar arasında dolaylı temasların sürdüğü belirtiliyor. Yavaş’ın “CHP hepimizin ortak evidir” mesajı ise uzlaşı çağrısı olarak değerlendiriliyor. Kriz sadece kurultay takvimiyle sınırlı kalmazken, olası yeni parti iddiaları ve disiplin–hukuk süreçleri de kulislerde konuşulmaya devam ediyor. Ancak tüm taraflar açısından şu aşamada öncelik, CHP çatısı altında çözüm bulunması olarak ifade ediliyor. Detayları CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı. Genel tabloya göre süreç yüksek tansiyonunu korurken, Parti Meclisi toplantısı öncesi dengelerin değişebileceği bir eşik noktasına girilmiş bulunuyor.

Türkiye'nin mikro ihracatında yeni rota Balkanlar oldu

Türkiye'nin mikro ihracatı, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara ve değişen gümrük uygulamalarına rağmen büyümesini sürdürdü. Ticaret Bakanlığının "Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi Kapsamında İhracat Rotaları 2025" raporuna göre, ihracatçılar lojistik avantaj sağlayan yakın coğrafya ve Avrupa pazarlarına yöneldi.

Yunanistan’dan dikkat çeken arma hamlesi: Yönü Türkiye'ye döndü!

Yunanistan ordusunun Türkiye sınırına yakın bir askeri birlikte yaptığı logo (arma) değişikliği, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gizli gerilimi yeniden su yüzüne çıkardı.

More like this

Gaziantep'te tekstil fabrikasında büyük yangın

Gaziantep'te bir tekstil fabrikasında yangın çıktı. Bölgeye sevk edilen ekipler yangına müdahale ediyor.

CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı: CHP'DE UZLAŞMA SAĞLANACAK MI?

CHP’de liderlik ve kurultay tartışmaları, parti içi dengeleri belirleyecek kritik bir sürece dönüşmüş durumda. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel kanatları arasında özellikle kurultayın yöntemi ve takvimi konusunda derin görüş ayrılığı yaşanırken, taraflar henüz ortak bir zeminde buluşabilmiş değil. Gözler Perşembe günü yapılacak Parti Meclisi toplantısına çevrilmiş durumda. Parti kulislerine göre Kılıçdaroğlu, sürecin mahalle–ilçe–il kongreleriyle uzatılarak “yeni delegasyon” üzerinden yürütülmesini savunurken; Özgür Özel cephesi mevcut delegelerle yaklaşık 45 gün içinde olağanüstü kurultaya gidilmesini istiyor. Bu temel ayrışma, sürecin kilit noktası olarak öne çıkıyor. Sürece Mansur Yavaş başta olmak üzere bazı büyükşehir belediye başkanlarının da dahil olduğu, taraflar arasında dolaylı temasların sürdüğü belirtiliyor. Yavaş’ın “CHP hepimizin ortak evidir” mesajı ise uzlaşı çağrısı olarak değerlendiriliyor. Kriz sadece kurultay takvimiyle sınırlı kalmazken, olası yeni parti iddiaları ve disiplin–hukuk süreçleri de kulislerde konuşulmaya devam ediyor. Ancak tüm taraflar açısından şu aşamada öncelik, CHP çatısı altında çözüm bulunması olarak ifade ediliyor. Detayları CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova anlattı. Genel tabloya göre süreç yüksek tansiyonunu korurken, Parti Meclisi toplantısı öncesi dengelerin değişebileceği bir eşik noktasına girilmiş bulunuyor.

Türkiye'nin mikro ihracatında yeni rota Balkanlar oldu

Türkiye'nin mikro ihracatı, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara ve değişen gümrük uygulamalarına rağmen büyümesini sürdürdü. Ticaret Bakanlığının "Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi Kapsamında İhracat Rotaları 2025" raporuna göre, ihracatçılar lojistik avantaj sağlayan yakın coğrafya ve Avrupa pazarlarına yöneldi.